Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Senin rüyan için bir şey söylemem zor zira tabir istidadım yok Şöyle bir hadise var İstanbul'da Topkapı semtinin kuzeyinde yer alan, kenarda garip kalmış bir mescit görünümünde Takkeciler camii var. Yapılışı yirmi yıl süren (1573-1593) bu küçük caminin hikayesi şöyledir:
Caminin bulunduğu semtte evi bulunan İbrahim Ağa adında biri vardı. İstanbul'da takkecilik (arakiyecilik) yapıp geçinen esnaftan biriydi. Bir eşi ve üç çocuğu olan İbrahim Ağa bir gece rüyasında şöyle sesler duydu: Bağdat'a git! İmam-ı Azam kapısından köprünün tam karşısında bir hurma ağacı ve ona sarılmış üzüm asması var. O asmadan üç üzüm tanesi kopar ye! O senin kısmetindir.
Bu rüyayı önce önemsemeyen İbrahim Ağa sonraki gecelerde sık sık ayni rüyayı görünce Bağdat'a gitmeye karara verir Bağdat'a ulaştığında aynen rüyada tarif edildiği gibi hurma ağacına sarılmış sahipsiz olduğunu öğrendiği üzüm salkımlarından üç tane koparıp yer. Görev tamamlanmıştır hemen o gece İstanbul'a giden kervanla geri dönmeye karar verdi. Onun yabancı halini gören gür sakallı, yeşil sarıklı bir zat, ona nereden ve niçin geldiğini sorar. İbrahim Ağa macerasını olduğu gibi anlatınca adam dedi ki:- A birader. Sen de çok safmışsın! Bir rüya için İstanbul'dan buraya gelinir mi? Bir yıldır ben de bir rüya görüyorum ve rüyamda "İstanbul'a git, Topkapı semtinde Takkeci İbrahim Ağa diye birinin kömürlüğünde üç küp altın var, çıkar da al” diyorlar. Ama ben aldırmıyorum.
İbrahim Ağa şaşırdı ama fazla bir şey söylemeden İstanbul'a doğru yola çıktı. İstanbul'a varınca Gizlice kömürlünü yokladı orada üç küp altın olduğunu gördü. Bu işi sır
saklayamayan karısından bile gizledi. İşte bu servetle Takkeciler Camii'ni yaptırdı ve iki yıl sonra (1595) vefat etti.
|
Ne güzelmiş hocam ya elinize sağlık paylaşımınız için teşekkür ederim.