Alıntı:
HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı
O öyle dedi bu böyle dedi diye savunma yapan kim kardeşim?
Konuyu bilinçli biçimde manipüle ediyorsunuz.
Bu da bir sınavdır, Elhamdülillah...
Fakat açıkça görülüyor ki bu tartışma bir şeyi öğrenmek veya anlamak için değil, nefsinizin tatmininden ibaret.
Rahman, Enbiya suresi 23ncü ayetinde "Allah yapacağından sual olunmaz. Onlar ise sual olunur." buyurur.
Siz kim oluyorsunuz da Allahü Zül Celal'in iradesini mahlukatın ölçüsüne indirgiyorsunuz?
Ehli sünnet sınırını çizmişken, siz hangi hakla o sınırı aşıyorsunuz?
Unutmayın, Ehli sünnet iradeyi "illete" değil, doğrudan "Zat"a dayandırmaktadır. Bu yüzden sınırda kalmıştır. Zira o sınır, kulluğun sınırıdır.
Siz nesiniz? Kul. Kölesiniz yani.
Köle ne yapar? Efendisine teslim olur.
Teslimiyetin kadar karşılığın verilir.
Bizim inancımız budur.
İslam, her şeyin akılla çözülebileceğini iddia etmez.
Aksine, aklın bir noktada aciz kalacağını defalarca belirtir.
Taha suresi 110ncu ayette Rabbimiz "O, onların önlerindekini ve arkalarında kalanı bilir, onlar O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar." buyrulur.
Ve son olarak Yasin Suresinde şöyle buyrulur;
"KUN FE YEKUN" OL DER, OLUR.
|
manipule eden yok, soru sordum cevap bekledim o sure zarfinda yanlis anlasilmalar oldu onlari izah ettik. Ehli sunnet iradeyi zata baglamiyor, zata baglayan messailer. irade zattan zorunlu olarak kaynaklaniyor diyen benim, ehli sunnet irade zattan zorunlu olarak kaynaklanmiyor, iradeden rastgele kaynaklaniyor diyor. Curcani ise serhul mevakifta iradenin Allahin zatindan degil, iradesinden zorunlu olarak kaynaklandigini soyluyor. Ehli sunnet deyince kast ettigim sey esariler ve maturidiler, mutekellim dedigimde mutezilileri de katiyorum isin icine. Onların cizdigi sinira niye bagli kalayim ben kendim diyorum esari maturidi degilim, messailerin gorusunun dogru oldugu kanaatindeyim. Ayrica ayet getirip beni sanki mulhidmisim, nasslara muhalifmisim gibi lanse ediyorsunuz, ehli sunnetin de, mutezilenin de, messailerin de ittifak ettigi bir gercek vardir ki, aklen imkansiz olana nakli delil getirilmez. Nakille akil catisinca akil nakle mukaddem olur burada zaten ittifak halindeyiz. benim yukarida da cok defa belirttigim gibi irade tartismasi semiyyatta degil akliyyatta kilitlenen bir mevzu.
aklin her seyi kavrayamayacagi mevzusuna gelince. kiyasin 4 turu var, ve kesin bilgi veren kiyasta hicbir suphe olamaz. eger kesin akli hakikatleri falanca mezhebin gorusune aykiri diye reddedeceksek bu hakkin hakikatin ustunu ortup taassub yapmak olur. Ki bu hakki hakikati inkar etmenin ta kendisidir.
insan aklinin sinirlari vardir, ki bu kiyasin kesin sonuc vermeyecegi mukaddimelerden olusuyor. fakat ilahi irade tartismasinda biz muaallakta kalan birsey gormuyoruz akli deliller acik secik verilmis ve muhakkik alimler tarafinca da tartisilmis. konu basindan beri cok dagildi, benim kisaca sorum tereccuh bila mureccih ile tercih bila mureccih farkini neden kabul edelim? ve ehli sunnetin meshur delili olan aslandan kacanin birbirine nisbeti esit iki yoldan birini tercih ettiginde neden onun mureccihinde bir saikin olmadigini soyleyelimdi.
ben Allah ol der olmaz mi dedim ki, Allah ol der olur gibi nasslarla imalarda bulunuyorsunuz? bunlar ilim meclislerine yakismayan seyler.
ayrica ehli sunnet, istiva, yed, vech, unutkanlik ve Allah hakkinda cihet belirten nasslari aklen imkansiz olusundan oturu reddediyor. Yani beni bununla elestirip bu mezhebe teslim olacaksin diyorsunuz, ve bu teslimiyeti sanki mezhebe olan teslimiyet degil de, islama olan teslimiyet gibi lanse ediyorsunuz. ehli sunnet zahirinde tesbih ve tecsimle varid olan nasslari aklen imkansiz olusundan oturu tevil eder. ki zaten tevil edilmesi gerekiyor, aksi halde tutarsizlik ve celiski ortaya cikar.