Tekil Mesaj gösterimi
  #3  
Alt 07.12.25, 20:28
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
edip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
ehli sunnet kelamcilari amel imandan bir cuz degildir. iman kalb ile tasdik dil ile ikrardir demistir ayrica dil ile ikrar malin ve canin korunmasi icin sadece dunyada lazimdir demistir. Bu halde bir kimse puta secde etse, yahut sari'in hukumlerini uygulatmazsa fakat bunun yanlisligini kalben kabul ederse kafir olmaz demek gerekiyor. Nasslar bu konuda farkli manalara delalet ediyor. Bu problemin cozumu nedir?
İman meselesi, kelam ilminde üzerinde çok durulan, ayrıntılı bir şekilde incelenen konuların başında gelmektedir. Bunun sebebinin de dinin temelinde, merkezinde imanın bulunması ve insan yaşamının bütün yönleri bu temel ilkeye (umdeye) göre anlam ve değer kazanmasıdır. Zira ilahi mesajın ana gayesi, amacı insanları "gerçek müminler"(Enfal suresi 2 ve 4, 74. Ayetler) seviyesine yükseltmektir. İslam düşünce tarihinde, Müslüman Alimler iman olgusunun niteliği, mahiyeti hakkında birbirinden farklı iman tanımları yapmışlardır. Bu bağlamda İmam Maturidi’ye göre iman, sadece kalbin tasdiki ve onayından ibarettir. O'na göre iman dilde değil, kalptedir. Dil kalpteki imanın tercümanı konumundadır. Asıl olan kalpteki imandır ve değişmemektedir.( Matüridi, Kitabü't-Tevhid, 373-380; Sabuni, el-Bidaye fi Usuli'd-Din, 174-175.)
Matüridi imanı şöyle tarif eder: "Allah'a ve Resulüne ve Onun Allah'tan getirdiğini söylediği şeylerin kesin ve doğru olduğuna kalpten inanmak ve bunların hak ve gerçek olduklarını kabul etmektir".( Ebu Mansur Matüridi, Te'vilatü'l-Kur'an (İstanbul: Mizan Yayınevi,
2005), 4.cilt sayfa227.) Matüridilere göre dil ile imanın ikrar edilmesi, imanın hiçbir şekilde asli şartı değildir. Dil ile ikrar edilmesi sadece dünyevi (hukuki) hükümlerin tatbik edilmesi için gerekli görülür. Dil ile ikrarın bunun dışında imanın aslı ile hiçbir ilişkisi yoktur. Eğer herhangi bir kimse kalp ile onaylar dili ile bunu söylemezse diğer kimseler (müminler) bunun mümin olduğunu bilmezler. Dil ile imanını söylemeyen kişi öldüğü zaman ve diğer dini hükümlerin uygulanmasında onun iman sahibi olduğu bilinemeyeceğinden dolayı Müslüman muamelesi yapılmaz. Fakat Allah nezdinde bu tür kimseler tam mümindirler.( Pezdevi, Usuli'd Din (Ehli Sünnet Akaidi), 214-217; Sabuni, el-Bidaye fi Usuli'd-Din, 170-171.)
İmanı tam ve kamildir. Çünkü imanın hakikati sadece kalbin onayından ibarettir. Matüridi ve Ebü'l-Hasan er-Rüstüfağni'ye göre Hz. Peygamber'in mucizelerini dikkate alarak iman eden kişinin başka bir istidlalde bulunmasına gerek yoktur. Gayba iman imkanı ortadan kalktığı için be's ve ye's halinde iman geçersizdir. (Nesefi, Tabsıratü'l-Edille, cilt 1 sayfa 38)
İman-Amel İlişkisi
Helal telakki etmeden ve hafife almadan büyük veya küçük günah işleyen Müslüman dinden çıkmaz. Çünkü Kur'an'da günah işleyen kimseden "mümin" veya "iman edenler" diye bahsedilmiş, selam veren kimseye "mü'min değilsin" demek yasaklanmış.( Bakara suresi ayet 178; Nisa suresi ayet 94; Hucurat suresi ayet 9.) Günah işleyenlerin tövbe etmeleri istenmiş ve günahta ısrar etmedikçe bağışlanacakları açıklanmış, Hz. Peygamber’e de müminler için Allah'tan mağfiret dilemesi emredilmiş(Tevbe suresi ayet 113; Nur suresi ayet 31; Muhammed suresi ayet 19.)
ve Allah'ın afüv, gafur, tevvab gibi sıfatları vurgulanmıştır. Müslümanın da nefsani arzularının baskısıyla ihmalden ötürü günah işleyip bağışlanma ümidi taşıdığı dikkate alınırsa kafir değil fasık mü'min olduğu anlaşılır. Veya Tövbe ederek veya etmeden ölen günahkar Müslümanın Ahiretteki durumu Allah'a havale edilir, dilerse bağışlar, dilerse azap eder, ancak cehennemde ebediyen kalmayacağı hususu naslardan anlaşılmaktadır. Allah'a isyan edenlerin ebediyen cehennemde kalacağına ilişkin naslar mutlak fasıkla ilgilidir, mutlak fasık ise kafirdir. Matüridilerin büyük çoğunluğu bu görüştedir.( Ebu Hanife, el-Fikhu'l-Ekber (İmamı Azam'ın Beş Eseri içinde orijinal metin), 55-56; Matüridi, Kitabü't-Tevhid, 323; Pezdevi, Usuli'd
Din (Ehli Sünnet Akaidi), 187. 477, Teftazani, Şerhu'l-Akaid, 37.)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148