Alıntı:
Cengihan Nickli Üyeden Alıntı
Bu aralar çok yaşadığım bir şeydir bu,ben dinimi güzel,güzel yaşamaya çalışırken gayet mutluyum ama bir tane münafık,fasık o tarz kişilerle kafasındaki sorulara elimden geldiğince bildiğim kadarı ile cevap vermeye,öğretmeye çalışıyorum.Maksat vebal üstümüzde kalmasın,bizden alacağı bir fayda varsa görsün diye.
Ama o konuşma sonrasında içimde üzüntü hafif kasvet oluşuyor,o maneviyat gidiyor.Haftalardır olan o namazlarda kendi çapımızda huşu bir anda sanki çelme yemiş gibi oluyor.
Bu durumda ne yapmalıyız..
@ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
Peygamberler de dahil olmak üzere hiçbir davetçi hakiki manayla kafiri mümin yapamaz. Meleklere, peygamberlere ve diğer davetçilere "hidayete erdiren ve irşad eden" denilmesi mecazdır. Davetçi bir inkarcının hidayetini veya bir fasıkın islahını ne kadar arzu ederse etsin, bunu temin edemez. Bu hususta ancak vesile olabilir. Amcası Ebu Talib'in iman etmesini şiddetle arzu eden ve bunun için uğraşan Resulullah hakkında: lakin Allah dilediğini hidayete erdirir." (Kasas, süresi ayet 56: Bakara süresi ayet 272) "Şüphesiz ki sen istediğini hidayete erdiremezsin,
"Allah kimi dalalete düşürürse hiçbir mürşid ona sahip çıkamaz, onu kurtaramaz." (Kehf suresi ayet 17) Iman etmeyenlerin bu hali karşısında kendini yiyip bitiren Hz. Peygamber hakkında: "Onlar iman etmiyor diye kendini helak edeceksin." (Şuara suresi ayet3) buyrulmuştur. Davetçi halkı zorla imana getirecek kuvvete sahip değildir. "Sen nasihat et, çünkü sen bir vaizsin, onları zorla imana getirmeye memur değilsin." (Gasiye suresi ayet 22) "Eğer yüz çevirirlerse çevirsinler, biz seni muhafız olarak göndermedik, sen sadece bir tebliğcisin." (Şuara suresi ayet 48)
O halde davetçinin görevi nedir?
Sadece inandırıcı ve ikna edici bir şekilde duyurmaktır. İlahi hükümleri ulaştırmak ve tebliğdir, örnek olmaktır, vesile olmaktır. Allah Teala'nın davetçiyi bir kulunun hidayetine sebep ve vesile kılması onun için en büyük saadettir.
"Elçinin vazifesi açıkça duyurmaktan ibarettir." (Nur suresi ayet 4; Ankebut suresi ayet18, Maide suresi ayet67) Mürşidin bütün dikkatini teksif edeceği husus iyi bir davet, güzel bir tebliğdir. Cehennemde yanmaları mukadder olan kimseleri bu akıbetten kurtarmak davetçinin kudreti dahilinde değildir. Gösterilen mucize ve tebligat, ne Ebu Talib gibi iyi niyetli kimselerin, ne de Ebu Leheb gibi anud şahısların neticesini değiştirmemiştir. "O kimseler ki Rabbinin kelimesi üzerlerine hakkoldu, onlar iman etmezler." (Yasin suresi ayet 33, 96; Zümer suresi ayet 71; Araf suresi ayet 30; Secde suresi ayet13)