Alıntı:
Erca Nickli Üyeden Alıntı
Bilgiler için teşekkür ederim hocam, faiz haramdir caiz değildir hepimiz bu konuda hemfikiriz sayın abim.
Küresel finans firavunları, savaş oligarkları Vatandaşı bir altına, bir gümüşe, bir faize, bir borsaya koşturup duruyorlar. Hepsinin değerini belirleyen, alım, satımını yapan yine onlar … Parasi olan korumaya çalışıyor, olmayan’da zaten bitmiş durumda.
Kendisi’de küresel firavunlarin adamı olan
Henry Ford diyor ki :
İnsanların bankacılık ve para sistemimizi anlama’maları yeterince iyi, çünkü anlasalardı, sanırım yarın sabah olmadan bir devrim olurdu.
Maaselef birçoğumuz yeni nesil, ekonomi, bankacılık sistemini ve işleyişini bilmiyoruz… Ve uyutulmuşuk…
1971 öncesi altın karşılığı basılan kâğıt para … 1971 ve sonrası ( Fiat Money ) sistemine geçtikten sonra fiziksel karşılığı olmadan karşılıksız üretilmeye başlandı … Merkez bankaları ve ticari bankaların birlikte olduğu bu sistem Piyasaya-insanlara verdikleri krediler soyut hayali üretilmiş dijital rakamlardan ibaret …
Hem fiziksel karşılığı olmadan para üretip hemde
İnsanları faize boğuyorlar… Tam bir sahtekarlik yöntemi adil olmayan düzenbazlık sistemi ile vatandaşa hayatı zindan ediyorlar…
Bu işe uyanan kişilerden biri.
1968 yılında Minnesota’da bir davada , emlak mortgage davası haciz yüzünden banka ile mahkemelik olan, aynı zamanda kendisi avukat olan vatandaş, Jerome Daly bankanın ( fractional reserv )sistemi ile Aslında bankanın kendisine değeri olan bir borç vermediğini,bankanın sadece kendi defterinde kredi oluşturduğunu, krediyi güvence altına alan Ev’e haciz ile sahip olma hakkının olamayacağını savunarak, jüri’nin de onayı ile davayı kazanmış ve borç sifirlanmis…
Çok enteresan.
FED denen kurumun ürettiği paranın anayasaya aykırı olduğunu savunuyor işe uyanmış olan Amerikalılar tuzağın farkındalar. Ama ellerinden birsey gelmiyor birçok ülkelerin halkları gibi, boyunlarında finansal prangalar .
|
Güzel konulara değinmişsin kardeşim Müslümanlar hem uyanık olmalılar hemde Hilal Haç mücahedesinde ve mücadelesinde bilhassa iktisadi hususlarda oldukça hassas davranmalıdırlar. Fakat ben şahsen fazla gelenekçiyim İslamda reform adı altında birtakım mihraklarca bazı değerlerin dejenerasyona tabi tutulmasına muhalifim. Mesela Ahmed Davudoğlu ile talebesi Hayrettin Karaman arasındaki tartışmada Ahmed Davudoğlunu haklı bulurum. Nerdeyse Işıkçılar grubunun kurucusu Hüseyin Hilmi Işık’ın reformcularla ilgili tüm tenkitlerine iştirak ederim. Son devir Hanefi fakihlerinden İbn Abidin ilk olarak sigorta konusunu şu şekilde gündeme getirmiştir: O, İslâm diyarında sigortanın caiz olmadığını, küfür diyarında gayri müslimlerin sigorta şirketine sigorta ettirilmiş bulunan malın telef olması halinde bedelini almakta bir sakınca bulunmadığını belirterek özetle şöyle demiştir: Tüccar arasında uygulanan âdete göre, herhangi bir ecnebiden kiralanan gemiye, kira akdi sırasında, kiracı malların teminatı olmak üzere yabancı ülkedeki gayri müslime bir miktar para veriyor ki, buna “sigorta” adı verilmektedir. Eğer gemi yanar, batar veya yağma edilirse, daru’l-harpte bulunan sigorta şirketi malların değerini ödeyecektir. Benim anladığıma göre telef olan şeyin bedelini almak caiz değildir. Ancak müslüman bir tüccarın darü’l-harpte harbi bir ortağı bulunur, ortak mallarını orada sigorta eder, bundan sonra mal telef olursa müslüman tüccar, şirket tarafından verilen tazminatı alabilir. Çünkü sigorta akdi iki harbi arasında yapılmış ve tazminat harbi olan ortağın rızasıyla kendisine gönderilmiştir.İbn Abidin müslümanlar arasında yapılacak sigorta sözleşmesine dayanarak, telef olan malın bedelini almanın caiz olmadığını delillerle ifade etmiştir.