Alıntı:
efe243 Nickli Üyeden Alıntı
ben inanmıyorum inanmadım ama sizin de düşüncelerinizi merak ettim diyor ki allah şeytana kulları üzerinde belli bir pay vermiş ayet var eyyup peygamber de şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir ve başıma bu dert geldi sen merhametlilerin en üstünüsün diye dua etti allah ayette pay vermesine rağmen onun duasını kabul etti kendi yüceliğinden olmadı ayette pay verdim demesine rağmen yüceliğine bişey olmadı... bana ses diyor ki allahın azabından emin olunmaz ayet var. haşa ben allahım sana şeytanlık yapıyorum seninle konuşuyorum saçmalıyorum ama yüceliğime bir zarar gelmiyor diyor.. yukarda anlattıklarıma göre öyle olduğunu söylüyor. ve nazar çıkması için böyle bişey yaptım diyor. bu ne demek siz ne düşünüyorsunuz yardımcı olur musunuz?
|
Sad suresi ayet 41:
Bu mübarek ayetler de Eyyüb Aleyhisselam'ın kıssasını, onun tutulmuş olduğu bir hastalıktan nasıl bir sebeple kurtulmuş ve kendisine neler ihsan buyurulmuş olduğunu bildiriyor ve yapmış olduğu bir yemininden dolayı yeminini bozmaması için nasıl bir muameleyi yerine getirmekle mükellef bulunmuş ve kendisinin nasıl bir ilahi övgüye kavuşmuş olduğunu beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: Ey Peygamberlerin Sonuncusu! (Kulumuz Eyyüb'ü de an) O muhterem Peygamberin kıssasını da, onun sabr ve sebatını da kavmine anlat. (o vakit ki,) O Yüce zat (Rab ‘bine seslendi) yalvarış ve yakarışta bulundu (Şüphe yok ki, şeytan bana bir meşakkat ile ve bir eziyet ile dokundu) dedi. Şeytanın şerrinden Cenab-ı Hakk’a sığındı. Hz. Eyyüb hastalığına, üzüntüler içinde kalmasına şeytanın sebebiyet verdiğine dair muhtelif rivayetler vardır. Kısaca deniliyor ki: Eyyüb Aleyhisselam, çokça servete, çoluk ve çocuğa ve fazlaca sıhhat ve afiyete kavuşmasından dolayı şeytanın bir vesvesesi tesiriyle kibre kapılmış, kendisini görür gibi olmuş, bunun üzerine Allah Teala da, onu hastalığa düşürmüş, malları zayi olmuş, evladı etrafa dağılmış, birçoğu da vefat etmiş. İşte bu gibi musibetlere karşı Hz. Eyyüb sabrda bulunmuş, Allah'ın takdirine razı olmuştur. Şu da muhakkaktır ki, ona arız olan hastalık, kendisinden insanların nefret edeceği derecede bulunmamıştır. Çünkü Peygamberler o gibi nefreti gerektiren arızalardan korunmuşlardır.
Nusb; Zahmet ve meşakkat demektir.
Sad suresi ayet 42:
Eyyub Aleyhisselam'ın dua ve niyazı üzerine vahiy yoluyla kendisine denildi ki, Ya Eyyub!. (Ayağını) Yeryüzüne (çarpıver) o da ayağını yere çarptı. Derhal sular akmaya başladı. Yine Allah tarafından vahy olundu ki: (işte bu, soğuk yıkanılacak ve içilecek bir su) Bundan hem iç ve hem de yıkan, şifa bulursun.
Bu ayeti kerime de bir işaret vardır ki, Hz. Eyyüb’ün hastalığı, midevi olmayıp dil hastalığı imiş, o sularda kısmen kükürtlü sulardan bulunuyormuş. Böyle hastalıklara birçok kaplıca sularının faide verici olduğu ise bilinmektedir.
Sad suresi ayet 43 :
Cenab-ı Hak, Eyyüb Aleyhisselam hakkındaki diğer bir lütf ve ihsanını da şöylece beyan buyuruyor. (Ve O'na) Hz. Eyyub'e (tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir ibret) sabrın ne güzel neticelere vesile olduğuna dair alamet (olmak üzere hem ailesini) verdik yani: Onları dağılmış bir hale gelmiş olmaktan kurtararak yine Hz. Eyyüb'ün yanında topladık, yeni bir hayata kavuşturduk (hem de onlar ile beraber onların mislini) de verdik (bağışladık.) onun çoluk ve çocuğunu bilahare iki kat arttırmış olduk. Bütün bunlar, sabr edenlerin, Allah'ın takdirine razı olanların mükafatlara kavuşacaklarına bir delildir. Bunu elbette güzel akıl sahipleri takdir ederler.
Sad suresi ayet 44:
Allah Teala Hazretleri, Eyyub Aleyhisselam'a diğer bir kolaylık daha göstermiş olduğunu ve onun hakkında başka bir vesile ile de ilahi rahmetinin tecelli etmiş bulunduğunu bildirmektedir. Şöyle ki: Hz. Eyyüb, hastalığı zamanında eşi Rahime Binti Efrayim, bir iş için bir yere gitmiş, o muhterem hasta kocasını fazlaca bekletmiş, Eyyüb Aleyhisselam da şifa bulunca o eşine yüz darbe vuracağına yemin etmiş idi. Bunun üzerine Hz. Eyyüb'e vahy olundu ki, Ey Eyyüb!. (Eline otlardan) Yüz parçalık (bir küçük demet al, sonra onunla) eşine (vur) yeminini yerine getirmiş ol, onu yerine getirmeyip de (yeminini bozmuş olma.) ne büyük bir ilahi merhamet!. O yeminini mesuliyetinden kurtulmak için ne güzel bir ruhsat!. Evet.. Hak Teala, Hz. Eyyüb'un güzel vasıflarından dolayı ona böyle bir kolaylık göstermiş olduğuna işaret için buyuruyor ki: (Muhakkak ki, biz onu) Eyyüb Aleyhisselam'ı (bir sabr edici bulduk) nefsine, malına, çocuklarına dokunan musibetlerden dolayı sabr etmiş, şikayette bulunmamıştır. (ne güzel bir kul!.) Eyyüb Aleyhisselam ki, Allah'ın takdirine öyle rıza göstermiştir. (şüphe yok ki, O) Hz. Eyyüb, her hususta Hak'ka (yönelendir) Allah Teala'ya sığınıp bütün muvaffakiyeti O'ndan bekleyendir. Eyyüb Aleyhisselam için Enbiya Suresine de bakınız!.
"Şu da bilinmektedir ki: İnsanlar daima Cenab-ı Hak'ka muhtaçtırlar, O'na dua ve niyazda bulunmaları, O'ndan sıhhat ve selamet temenni etmeleri Allah'ın takdirine karşı bir şikayet mahiyetinde değildir, sabra aykırı bulunmuş olmaz. Belki Allah Teala'ya her hususta muhtaç olduklarını bir itiraftan ibarettir. Binaenaleyh peygamberlerin ve velilerin şefaatlerini temenni etmek, onların hürmetine olarak bir bela ve kederden kurtulmayı Cenab-ı Hak'tan niyaz eylemek de yine Hak Teala'ya bağlılığı, O'nun takdirine teslimiyeti bozmaz. O gibi büyük zatların ümmetin fertleri hakkında şefaatte bulunacakları naklen sabittir.
Dihs; yaş kuru güzel kokulu bir ot demeti demektir.
(Kaynak: KUR'AN-I KERİM MEALİ ALİSİ VE TEFSİRİ, Ömer Nasuhi Bilmen, BİLMEN BASIM ve YAYINEVİ 1966, İstanbul)