Alıntı:
nanelikek Nickli Üyeden Alıntı
|
Durugörüde, çoğunlukla soluk, kısa süreli hızlı geçen, puslu görüntüler görülür. Buna eşlik eden diğer duyumsal algılar da olabilir: Tat, koku, işitsel algılar vb. Durugörü esnasında bazı kişilerde kaygı, korku, terleme, nabız yükselmesi, bulantı, yerinde duramama, benzeri huzursuzluk, neşe gibi değişik duygu halleri ortaya çıkabilir. Mesela bir durugörücü şahıs, büyük depremler öncesi acil servise kaldırılıyor ve panik atak gelişiyor kendisinde. Görüntüler ve bu hisler bazen rahatsızlık verici olabilir ve kişide psikolojik sorunlara neden olabilir. Aynı zamanda, sürekli olacak olayları önceden uyanık olarak görmeniz ve bilmeniz hiç de kolay değildir. Yakınlarınız hakkında kaygılar sürekli sizinle olur. Bir de konu hakkında bilginiz olmadığını düşünün. Toplumsal inançlara cin çarptı ya da benzeri şeylerle baş başa kalırsınız. Bu durum insanın kişiliğini çatlatabilir. Önceden olacakları bilmek her insan için pek kolay bir şey değil.
Rusya 1960'larda, Amerika 1970'lerde bu işe askeri çalışmalarla girmiş ve uzun yıllar gizli olarak çalışmaları sürdürmüşlerdir. Sürekli çalışma yaptıkları şimdi anlaşıldığı halde, o dönemde ısrarla “çalışma yapmıyoruz” yanıtını vermişlerdir medyaya. Gerçekten iyi bir uzaktangörücü veya durugörücü için ulusal sır ya da gizlilik diye bir şey olamaz. Çelik kapılar ardına saklanmış “kozmik oda” bir şey ifade etmeyebilir. Hatta bir CIA ajanı çantasında tahmin edilmesi saklı eşyalarla gelmiş ve meşhur bir uzakatan durugörüre test etmek için içinde ne var, diye sormuş. O da, “Snahtar, Seven Up kutusu, haç işareti, plaka…” diye tek tek sayınca, yanıtı “kahrettin, artık hiçbir şeyin gizliliği kalmadı!” olmuş. Burada cin musallatı falan yok. Durugörü (clairvoyance), zihnin fiziksel duyulara ihtiyaç duymadan bir bilgiye erişmesi olarak tanımlanır. Bu, genellikle uzak bir olayı "görme", olacak bir şeyi "sezme" ya da hiç bilinmeyen bir bilgiyi doğrudan "bilme" şeklinde deneyimlenir. Parapsikoloji bu tür fenomenleri, insan zihninin potansiyel ama henüz tam açıklanamamış yetenekleri kapsamında değerlendirir ve durugörüyü telepati, prekognisyon gibi psişik yetilerle birlikte inceler. Bu yaklaşıma göre durugörü, kişinin bilinçdışı ya da kolektif bilinçdışı ile bağlantıya geçmesiyle veya zaman ve mekan sınırlarını aşan bilinç halleriyle ilişkilidir. Öte yandan, tasavvufi gelenekte durugörüye benzer hallere “keşf” veya “basiret” denir ve bu, nefsin arınması sonucu kalpte doğrudan tecelli eden bir ilahi bilgi olarak değerlendirilir. Bu fark önemlidir: Tasavvufta keşf, cinlerle değil, Allah’ın kalbe doğrudan ilhamı olarak görülür; bu durumda kişi, "gaybı bilen değil", "kendisine bir şey gösterilen" olur.