Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Yıldız ilminden yasak olan, ehlinin, geleceğe dair olayları bildiklerini iddia etmeleridir. Yıldızların seyrinden, birbirinden uzaklaşıp yaklaşmasından yağmurun yağmasını, karın düşmesini ve rüzgarın esmesini bilmeyi iddia etmeleri gibi.( Delil ile bilinen gayb değildir. Evet havanın değişmesinden geleceğe ait bir fikir tahmin edilebilir. Dağlar ve diğer engeller sebebiyle tahminlerde yanlışlıklar olabilir. Aslında bunlar delillere dayanan tahminlerdir. Bugünkü hesap ve tahminlerle hava durumunu haber vermek, bu müneccimliğe girmez. Bunlar zaten adina tahmin raporu diyorlar. Her şeyi bir sebebe bağlayan Allahu Teala yağmuru da bir sebebe bağlı olarak yağdırır veya yağdırmaz. Asıl yasak ve günah olan, müneccimlerin fala bakarak verdikleri birtakım yalan haberlerdir. (Mütercimler).)Bu rüzgarın esmesi, yağmurun ve karın gerçek yağacağı zamanı ancak Allahu Teala bilir. Hiçbir tecrübeye dayanmadan ve tahmin kabul edilmeden, mutlak surette şu saatte yağacak diyen fasıktır, küfre kadar gidebilir. Fakat yıldızların böyle birbirine yaklaşıp uzaklaşmaları, ayrılıp birleşmelerini Allahu Teala yaratıyor ve bunu da yağmur ile kara veya da rüzgara vesile kılıyor. Çünkü Allah'ın adeti böyle caridir. Binaenaleyh, böyle olmakla beraber bazan da olmayabilir derse, o zaman bunda günah yoktur. Astronomi'den müşahede ile bilinen şeylerden haber vermekte de günah yoktur. Namaz vakitlerini ve ne kadar zaman geçip ne kadar kaldığını ve kıbleyi haber vermek de bu kabildendir ve bunda günah olmadığı gibi belki de farz-ı kifayedir. Zeyd b. Halid el-Cüheni radıyallahu anh'den: Şöyle demiştir:
صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَاةَ الصُّبْحِ فِي أَثَرِ سَمَاءِ كَانَتْ مِنَ اللَّيْلِ فَلَمَّا انْصَرَفَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ فَقَالَ: أَتَدْرُونَ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ؟ قَالُوا الله وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: قَالَ: أَصْبَحَ مِنْ عِبَادِي مُؤْمِنٌ بِي وَكَافِرٌ فَأَمَّا مَنْ قَالَ مُطِرْنَا بِفَضْلِ اللَّهِ وَرَحْمَتِهِ فَذَلِكَ مُؤْمِنٌ بِي كَافِرٌ بِالْكَوَاكِبِ. وَأَمَّا مَنْ قَالَ مُطِرْنَا بِنَوْءٍ كَذَا فَذَلِكَ كَافِرٌ بِي مُؤْمِنٌ بِالْكَوَاكِبِ.
"Resul-i Ekrem Hudeybiye'de bize sabah namazını geceleyin yağan yağmurdan sonra kıldırdı. Namazı bitirince cemaate döndü ve:
"Rabbiniz ne buyurdu bilir misiniz?" diye sordu. Cemaat:
"Allah ve Resulü bilir," dediler. Resul-i Ekrem:
"Allah: "Kullarımdan bazısı bana inanarak, bazısı da kafir olarak sabahladı. Kim: "Allah'ın fazl-u keremiyle yağmura kavuştuk" dedi ise işte o bana iman etti, yıldıza küfretmiştir. Kim: "Fülan ve fülan yıldızın doğması veya batması ile yağmura kavuştuk dedi ise, o da bana küfür ve yıldızlara iman etmiştir," buyurdu.( Buhari, Sifatü's-Salat 72, No:710; Müslim, Iman 125, No:71)
Aişe radiyalahu anha'dan rivayete göre şöyle demiştir:
سَأَلَ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أُنَاسٌ عَنِ الْكَاهِنِ فَقَالَ: لَيْسُوا بِشَيْءٍ فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللهِ إِنَّهُمْ يُحَدِّثُونَا أَحْيَانًا بِشَيْءٍ أَوْ بِالشَّيْءٍ فَيَكُونُ حَقًّا، قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: تِلْكَ الْكَلِمَةُ مِنَ الوَحْيِ يَخْطَفُهَا الْجِنِّيُّ فَيْقِرُهَا فِي أُذُنِ وَلِيّهِ فَيَخْلِطُونَ مَعَهَا مِائَةَ كَذِبَةٍ.
"Bir gün bir cemaat Resul-i Ekrem'den:
"Kahinler hakkında ne buyurursunuz?" diye sordular. Resul-i Ekrem: "Doğru bir şey değildir," buyurdular. Onlar: "Ey Allah'ın Resulü, onlar bize bazan geleceğe ait haber veriyorlar da dedikleri gibi çıkıyor," dediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem:
"Onların (dedikleri gibi çıkan) haberleri meleğin ilham ettiği gerçeklerdir ki, onu meleklerden bir cin çabucak kaparak kahinlerden bir dostunun kulağına fısıldar. Onlar da o gerçeğe kendilerinden yüzlerce yalan karıştırırlar,"
buyurdu.”( Buhari, Tib 45, No:5429; Müslim, Selam 123, No:2228)
Yine Aişe radıyallahu anha'dan rivayete göre, şöyle demiştir:
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ : إِنَّ المَلائِكَةَ تَنْزِل فِي العَنَانِ : وَهُوَ السَّحَابُ، فَتَذْكُرُ الْأَمْرَ قُضِيَ فِي السَّمَاءِ، فَتَسْتَرِقُ الشَّيَاطِينُ السَّمْعَ فَتَسْمَعُهُ، فَتُوحِيهِ إِلَى الْكُهَّانِ، فَيَكْذِبُونَ مَعَهَا مِائَةَ كَذَّبَةٍ مِنْ عِنْدِ أَنْفُسِهِمْ.
Hz. Aişe'nin, Resul-i Ekrem'den şöyle işittiği rivayet edilmiştir:
"Melekler anane yani bulutlara inerler de gökten geleceğe ait meydana gelecek bazı şeyleri aralarında konuşurlarken, şeytanlar meleklerden bir haber kapıp, işittiklerini kahinlere gizlice ulaştırırlar. Bu havadislerle beraber, kendiliklerinden de yüzlerce yalan uydururlar. "( Buhari, Bedü'l-Halk 6, No:3038)
(Kaynak: İSLAMDA HELALLER VE HARAMLAR BÜYÜK GÜNAHLAR İBN HACER EL-HEYTEMİ, Kayıhan yayınları sayfa 312-315)
|