Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 09.01.26, 22:09
Erca Erca isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 03.02.24
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 232
Forum Puanı: 949
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Allah'ın Emrine Teslim Ol- Abdülkadir Geylani Hz.

Ne nimetlere kavuşmayı, ne de belâlardan savuşmayı seç! Senin iştiyakın yahut nefretinle değişmez; kısmetin olan seni bulacak. Senin için takdir edilen on-larsa eğer; belâlar da sana ulaşacak! îster onlardan muzdarip ol, ister onlan duây-la kaldır, ister onlara sabret, ve ister de Hâlık-ı Zülcelâl'in nzâsı için onlara tahammül göster...

Takdir edilene teslim ol ki, sende fiilini icra etsin. Eğer nimetler takdir edilmişse, şükürle meşgul ol. Eğer belâlarsa takdir edilen; dayan ve sabır göster!.. Sana anlatılan ve senin intikal ettiğin hâller ile Refîk-ı Alâ'ya vasıl olmak için itaat ve velâyetiyle emrolunduğun Mevlâ'nın yolunda katettiğin menzileler miktannca; ya muvâfakat edip bunlarla nîmetlenirsin, ya da bunlarda yok olup fenâya erersin, işte o zaman senden önce hükümdara gidip O'na yaklaşan ve O'nun indinde her türlü letafet, sürür, emniyet, kerâmet ve nimeti bulan kimseyi görmek üzere; daha önceki sıddîk, şehid ve sâlihlerin makamına ulaşırsın.

Bırak belâlar seni ziyaret etsin; belâlann yolunu kesme, gelip yaklaşmalarından korkup durma, zîrâ; onların ateşi cehennemin ateş ve alevinden daha büyük değildir. Beşeriyetin en hayırlısı; arzın taşıdıklannın ve semânın gölgelediklerinin en şereflisi; Muhammed Mustafa -sallâllahu aleyhi vesellem-, rivayet edilen bir hadîste şunu haber veriyor:
"Cehennem ateşi mü'mine, 'geç ey mü'min, nurun alevimi söndürdü,' der."
Kızgın hâldeki ateşin alevini söndüren nûr; mü'minin dünyada iken sahip olduğu, dünyaya itâat edeni de isyan edeni de terk etmeyecek olan nûrdan başkası değildir. Öyleyse bu nûr, belâlann alevini söndürsün, sen de sabrının ve Mevlâ'ya muvâfakatinin serinliği ile başına gelenin ve sana yaklaşanın heyecanını hisset. Belâ sana, seni helâk etmek için gelmez, aksine; seni sınamak, îmânının sıhhatini veya kininin ipinin sağlamlığını pekiştirmek için gelir. Belânın bâtını da Mevlân'ın seninle övündüğünü sana müjdelemek içindir. Allah Teâlâ buyurur ki:

"İçinizden mücahidleri ve sabredenleri bilmek ve durumlannızı anlamak için sizi sınayacağız" (Muhammed; 31).
Mahlûkatla birlikte îmânın sâbit olduğunda ve yakîninle O'ndan destek ve kuvvet alıp fiilinde bütün bunlara muvafakat ettiğinde; dâima sabreden, muvâfa-kat eden ve teslim olan ol. Ne sende, ne de senden başkasında emir ve nehiy haricinde bir şey vücûda gelmesin. Eğer Allah Teâlâ'nın emri vâki olursa; kulak ver, acele et, harekete geç, durma, kadere ve fiile teslim olma, bilâkis; emri eda etmek için bütün takat ve gayretini harca. Eğer âciz kalırsan önünde Mevlân'a yönelmek vardır; ona iltica et, tazarrûda bulun ve özür beyan et. O'nun emrini yerine getirmekten âciz kalışının ve O'na itâatte şevkinin kınlmasının sebebini araştır. Belki; duânın kötümserliği, O'na itâatteki edepsizliğin, kendi güç ve kuvvetine meyletme düşüncesizliğin, kendi ilmine hayran oluşun, nefsini ve O'nun mahlû-katını O'na şirk koşman sebep olmuş da; seni O'nun kapısından mahrûm etmiş, O'na itâat ve hizmetten uzaklaştırmış, tevfîkini ve desteğini senden kesmiş, kerem ve veçhini senden çevirmiş, sana küstürmüş ve danltmış, ve bu belâ ile seni dünyana; hevâna, irâde ve emeline yöneltmiş olabilir.
Fakat bütün bu tutumlann bu sonuçlan doğurduğunu ve seni; yaratıp terbiye edeninin, lütfedip bahşedeninin, güç verip diri kılanının gözünden düşürdüğünü bilmez misin?
Mevlân'dan gayn bir şeyin seni Mevlân'dan alıkoymasından sakın. Mevlâ'nın dışındaki her şey O'ndan gaynsıdır. Kimseyi O'na tercih etme, zîrâ; seni kendisi için yaratan O'dur. Nefsine zulmetme; yoksa seni O'nun emrinden başkasıyla alıkoyar da yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşe sokar, sen de nâdim olursun.

Pişmanlık ise sana fayda vermez. Özür beyan edersin, ama tevben kabul edilmez; dünyaya dönüp telâfi ederek hâlini ıslah etmek istersin, ama dönemezsin.
Nefsine merhamet et ve ona müşfik ol. Mevlân'a itaat etmek üzere sana verilen fiil, îmân, mârifet ve ilim gibi âlet ve vâsıtalan kullan.

Kaderin karanlıklannda bunlann nûruyla aydınlan. Emir ve nehye tutun. Emir ve nehyi Mevlâ'nın yolunda yürüt. Bu ikisinin dışmdakileri seni yaratıp var edene teslim et. Seni topraktan halkedip terbiye edene, seni nutfeden yaratıp bir insan olarak düzenleyene karşı nankörlük etme. O'nun emrinden başka bir şeyi irâde etme, O'nun nehyinden başka bir şeyi de kerih görme!
Dünya ve âhiretle ilgili olarak bu murâdda kanaat göster; onlarla ilgili her keraheti kerih gör. Her irâde edilen bu irâdeye, her kerih görülen de bu kerâhete tâbidir.
Nerede olursan ol ve nerede bulunursan bulun; sen O'nun emrinde olursan bütün varlıklar senin emrinde olur, O'nun nehyiyle kerih görürsen bütün kerih şeyler senden kaçar.
Allah bazı kitaplannda şöyle buyurur:
"Ey Ademoğlu! Ben Allah'ım. Benden gayrı ilâh yoktur. Bir şeye 'ol' derim, o da olur. Bana itaat et ki, ben de, sen bir şeye ol deyince o şeyi olur kılayım." Ve yine Allah buyurur ki:
"Ey dünya! Her kim bana hizmet ederse, sen de ona hizmet et! Her kim de sana hizmet ederse, onu yor."
Eger Allah Teâlâ'nın nehyi gelirse; mafsallan gevşemiş, hisleri sükûnete ermiş, takati kesilmiş, bedenden ölmüş, arzusu yok olmuş, izleri silinmiş, resimleri kazınmış, eserleri unutulmuş, bahçesi karanlık, binası yıkık, evi ıssız, tavanı çökmüş, hissiz ve etkisiz biriymiş gibi ol! Kulaklann öyle yaratılıştan sağırmış gibi; gözlerin kapanmış, hastalanmış ya da ferleri sönmüş gibi; dudaklann sanki çıban-h ve sivilceliymiş gibi; dilin lâl ve kekeme imiş gibi; dişlerin ağnlı ve sızılıymış gibi; ellerin çolakmış da hiç bir şey tutamazmış gibi; ayaklann nüzullü, inmeli ve cerahatliymiş gibi; tenasül uzvunda bir iktidarsızlık varmış da kafan başka bir şeyle meşgulmüş gibi; aklın delirmiş ve çıldırmış gibi; bedenin ölmüş de kabre gö- türülüyormuş gibi olsun!
Emre kulak verip acele etmek; nehye karşı gevşeklik, acziyet ve ihmalkârlık göstermek; kader husûsunda da ölüymüş, bir hiçmiş ve kendini yok etmiş

gibi olmak! işte bu şerbeti iç ve bu iksirle tedâvi ol! Bu gıdayla beslen ki; Allah Azze ve Celle'nin irâdesi ve izniyle şifâ bulup kurtulasın, arzu illetlerinden ve günah hastalıklarından afiyette olasın!

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148