
22.01.26, 16:03
|
 |
|
|
Üyelik tarihi: 21.11.23
Bulunduğu yer: Ezel ile Ebed Arasında
Mesajlar: 329
Forum Puanı: 1014
Etiketlendiği Mesaj: 28 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
|
|
Alıntı:
Dexter Nickli Üyeden Alıntı
Sayın sitedeki çok değerli ufkumuzu açan hocalarım evet biliyorum sitede bazıları tam bazıları yarım.eksik bir sürü beddua kahir uygulamasi var.
Günümüz insanı şeytandan beter istiyor ki karşısındaki hiç yükselmesin sevinmesin az parası olmasın sürünsün dursun diye düşünse hiç problem yok. Fakat bu düşünceyi davranışa çevirdiği zaman işte o zaman insanın hayatı mahvediyor.
Canımız çok yandı o sebeple özelden de olur bundan da bana Ok gibi yerine ulaşacak bir uygulama verirseniz memnun olurum
|
Beddua mevzuu çok hassas bir konu kardeşim. Aşağıda kendimizce paylaşacağımız bilgilerle terazinizi denkleştirmelisiniz.
Bizim önderimiz de rehberimiz de Efendimiz Aleyhisselam'dır. Örnek alınacak hayat onun hayatıdır. Eğer sizler de rehber olarak Efendimizi görüyorsanız, sözlerimize kulak veriniz.
Neler neler yaşadı, Efendimizin hayatı çok zor geçti... Onun o zor hayatında beddua ettiği ya da bir şeyi lanetlediği anlar çok çok azdır. "Efendimiz neye, nasıl ve ne amaçla beddua ederdi" konusunu iyi irdelemek gerektiği kanaatindeyiz. Şunu net şekilde söyleyelim Efendimiz kişiye ya da kişilere karşı hiç beddua etmedi. Hayatımı mahfettiniz demedi. Anımsadığımız kadarıyla kısa kısa kesitler verelim İnşaAllah;
* Uhud savaşında Efendimizin dişi kırıldı, miğferi başına saplandı, mübarek yüzü kanlar içinde kaldı. Ashab onlara beddua etmesini istedi, buna rağmen, "Ben lanet edici olarak gönderilmedim" dedi...
* Taifte yine benzer bir durumda Taiflileri İslama davet etti, kovdular onu, taşladılar, ayakları kan içinde kaldı. Cebrail o an dibinde bitti Efendimizin ve dedi ki "istersen şu iki dağı onların üzerine kapatayım". Hayır dedi efendimiz... "Hayır, belki onların soyundan Allah'a ibadet eden çıkar."
* Mekkeli müşrikler yıllarca işkenceyle, açlıkla, hakaretle karşı karşıya bıraktılar Efendimizi ve ashabımızı, ancak Efendimiz onlara beddua etmedi... "Allah'ım kavmime hidayet ver, çünkü bilmiyorlar" dedi...
* Abdullah bin Ubey vardı, münafıkların başıydı bu, apaçık bir ihanet içerisindeydi, orduyu böler, fitne yayardı. Rasulullah efendimiz bilirdi. Bütün bunlara rağmen Abdullah bin Ubey öldüğünde Efendimiz onun cenaze namazını bizzat kendisi kıldırdı, beddua etmedi. Hatta bu olay sonrası Tevbe suresi 80nci ayet nuzul oldu efendimize... "Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme..."
* Aişe annemizden rivayet ile Efendimizin kendisine yapılan haksızlıklarda hiç bir intikam almadığı da önemli ve altının çizilmesi gereken bir husustur.
Tabii, bütün bunlar "yaşadığın her şeye sus" anlamını taşımasın, biz örnekler veririz.
Efendimiz nelere beddua/lanet etmiş biraz da onlara bakalım;
* Müslümanlığın ilk dönemlerinde bazı arap kabileleri Kur'an öğretmenlerini tuzağa çekip şehid ettiler. Rasulullah efendimiz bir ay boyunca sabah namazlarında o kabilelere bir ay boyunca sabah namazlarında beddua etti. Çünkü bu organize bir cinayetti.
* Benzer şekilde peygamber kabirlerini mescid edinen Hristiyan ve Yahudilelere de lanet etti. Bu şirkti ve tevhidi bozan bir anlayıştalardı, bu sebeple lanet etti.
* Rüşveti alıp-verene, içkiyi üretene, satana, taşıyana, faizi yazana lanet edilmiştir. Alimlerimiz toplumsal düzeni bozduğu için bunların lanetlendiği konusunda hemfikirdir.
Yukarıda anlatılanlarla birlikte sormuş olduğunuz konuda Efendimizin hayatından bazı önemli gördüğümüz noktaları paylaştık. Çıkarmamız gereken ders nefsimizle, öfkeyle kalkıp zararla oturmamak ve tevekkülü elden bırakmamaktır. Canının yandığını Allah bilmez mi? Uygulama versek, uygulasan ve onlar helak olsalar bu helak oluş sünnetimize uygun düşer mi? Can havliyle yaptığınız o uygulama ileride pişman olacağınız bir hadiseye dönüşür mü? Çünkü Bakara suresinde Rabbimiz şöyle buyurur "Ola ki bir şeyi sevmezsiniz, halbuki o sizin için hayırlıdır. Ola ki bir şeyi seversiniz, halbuki o sizin için şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz." Şunu da unutmamalıyız ki Rabbimizin Enam suresinde buyurduğu gibi "Onun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez." Her şey onun iradesinde gerçekleşir...
Kardeşim belki yaşadıklarınız bir sınavdı ve sizi büyütüp takvanızı artırdı, belki daha büyük bir belayı defetti... Bunları da düşünüp tevekküle biraz daha yaslanmanızı ve İslam'ın yapı taşı olan sabrı kuşanmanızı haddimiz olmayarak ama kalben tavsiye ederiz.
|