
23.01.26, 15:54
|
 |
|
|
Üyelik tarihi: 21.11.23
Bulunduğu yer: Ezel ile Ebed Arasında
Mesajlar: 329
Forum Puanı: 1014
Etiketlendiği Mesaj: 28 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
|
|
Alıntı:
aczbirkul Nickli Üyeden Alıntı
Hocalarım abilerim Cümleten Selamun Aleyküm, gerek tasavvufta gerek manevi düzergahta bu yolda olanların kaza namazlarının olmaması kazalarını ödemesi gerektiğini öğrendim doğrusu bilincinde idim lakin misal vermekte gerekir ise 6-7 yıllık Kaza Namazları nasıl kılınır hesabı nasıl olur ne düzene göre kılınır ve tamamlanır bilmiyorum, bana bu konuda yardımcı olucak var mıdır inşallah, Mevlam kabul etsin 
|
Ve aleykümselam kardeşim,
Kaza namazlarına bakışımızı, Kur'anımız ve sünnetimiz ışığında dilimiz döndüğünce açıklamaya ve ifade etmeye çalışalım;
Niyet her şeyin başında gelir kardeşim. Kaza namazı bahsinde biraz niyetten bahsetmek evla olacaktır. Biliyorsunuz ki "kaza namazı" diye müstakil bir namaz türü yok, vakti geçen farz namazı vaktinde eda edilemediği için kaza olarak adlandırırız. Daha sonra telafi amacıyla bunu kılarız. Ancak bu namaza niyet ederken "Kaza namazı kılmaya" şeklinde değil de geçen vaktin namazını kılmak için kalben niyet ederiz. Örneğin, "üzerimde bulunan en eski sabah/öğle/ikindi/akşam/yatsı (hangi vakitse) namazının farzını kılmaya niyet ettim" şeklinde kalpten geçirmek gerektir. Vitr namazı için de benzer şekilde niyet edebilirsiniz.
Kuranımızda Nisa suresi 103ncü ayeti kerimede şöyle buyurur her şeyin sahibi, "Namaz, müminler için belirli vakitlerde farz kılınmıştır." Dolayısıyla vakte bağlı bir farz var. Ama vakit kaçtı diye farz yok oluyor mu? Olmuyor... Yani vakit geçse de borç silinmiyor. Bu bakış açısıyla Bakara suresinde buyrulan kaza orucu da aynı şekildedir. Orucun kazası direkt olarak Kuranda emredilmiştir. Namazın kazası için direkt ayet olmaması, mevzunun sünnet ile açıklanacağı anlamına gelmektedir.
Hadislerimize bakalım... Efendimiz Aleyhisselam şöyle buyurmuştur "Kim namazı unutur veya uyuyakalırsa, onu hatırladığı zaman kılsın. Onun kefareti sadece budur." Bu hadis, mazeretle kaçan namazın kaza edilmesinin farz olduğunu gösterir. Peki mazereti olmayan bilerek namazı terk edenin borcu düşer mi? Düşmez, elbette ki o da kaza etmek zorundadır. Namazı bilerek terk etmek büyük günahtır.
Hendek savaşının şiddetinden vakit namazlar kılınamadığında efendimizin emri ile daha sonra sahabe efendilerimiz hep beraber kaza etmişlerdir.
Yine bir sefer dönüşü efendimiz ve sahabe uyuyakalmış sabah namazını kaçırmışlardır. Güneş biraz yükselince sabah namazının sünnetiyle farzını kılmışlardır.
Bu nedenledir ki hanefi mezhebimize göre sabah namazı kazaya kalırsa, aynı gün öğleye vakti girinceye kadar sünnetiyle birlikte kaza edilir. Diğer namazların sadece farzları kaza edilir.
Mesajınızdaki 7 yıllık kaza namazınızı hesaplayalım. (Hanefi mezhebinde olduğunuzu varsayıyorum.)
7 yıl x 365 gün = 2.555 günlük borç
Günlük namaz borcu:
Sabah namazı: 2
Öğle namazı: 4
İkindi namazı: 4
Akşam namazı: 3
Yatsı namazı: 4
Vitr namazı: 3
Toplam: 20 Rekat
2555 gün x 20 rekat = 51.100 Rekat borç (gözünüz korkmasın düzenli bir şekilde ile rahatlıkla eritilir.)
Günde her vaktin ardından, o vaktin 6 günlük kazası kılınacak şekilde bir düzen kurduğunuzda (örneğin sabah namazının ardından 6 günlük sabah kazası, öğleden sonra 6 günlük öğle kazası gibi... yatsıdan sonra ise 6 günlük yatsı + 6 günlük vitir kazası), günde 6 tam günlük namaz borcu kapatılmış olur.
Bu düzeni devam ettirdiğinizde,
* 1 günde 6 günlük borç,
* 30 günde 180 günlük borç,
* 12 ayda 2.160 günlük borç,
* 14-15 ayda ise yaklaşık 2.555 günlük (7 yıllık) kaza namazı tamamen bitirilmiş olur Allah'ın izniyle.
Ancak kardeşim burada istikrar çok önemli. Yukarıdaki hesap çerçevesinde müsaitlik durumu ve fiziksel gücünüze göre günlük kaza namazı rutininizi artırıp azaltabilirsiniz. Rabbimiz devamlı ve süreklilik arz eden ibadetten daha çok hoşnut olur.
|