Tekil Mesaj gösterimi
  #3  
Alt 07.02.26, 13:43
Serdar102 Serdar102 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Acemi
 
Üyelik tarihi: 19.01.26
Bulunduğu yer: Bursa
Mesajlar: 10
Forum Puanı: 179
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

KELOĞLAN'IN İKİZİ
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zamanda bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlan kasabaya gitmiş. Keloğlan'ı han odasından gören İsmail adındaki genç adam gözlerine inanamamış. Gördüğü tıpkısının aynısı kendisiymiş. Elbiseler farklıymış. Onun elbiselerini ben giysem herkes beni o zanneder. Ben de onlara pek güzel hayat dersi veririm, diye düşünmüş. Yüzünü, kafasını araplar gibi sarmış. Arapların öyle dolaşmasının sebebi, aşırı güneş ve çölde oluşan kum fırtınalarıymış. Kadınların saçlarının arasına kum dolunca yıkamakla çıkmazmış. Aşırı sıcakların ve çöl fırtınasının olmadığı yerlerde arap kadınlar, açılır, saçılırmış.
İsmail, Keloğlan'la arkadaş olmuş, kasabada gezmişler, dolaşmışlar. İki gün sonra İsmail, kadıya giderek, Keloğlan altın dolu kesemi çaldı diye iftira atmış ve onu zindana attırmış.

Ertesi gün İsmail terziye diktirdiği elbiseleri giymiş ve Keloğlan gibi sağa sola selam verip yürüyerek, sesini taklit ederek Keloğlan olup çıkmış. Sonraki on gün Keloğlan'ın ününden yararlanan İsmail pek çok kasabalıyı dolandırmış, borç alıp ödememiş, kavga çıkararak adam dövmüş ve sonunda kadıya giderek şikayetinden vazgeçtiğini söylemiş, Keloğlan'ı bırakmasını istemiş ve ortadan kaybolmuş.
Zindandan çıkan Keloğlan kasabada gezerken şaşırmış kalmış. Keloğlan'ı görenler, aman, Keloğlan geliyor bizi dolandıracak, aman Keloğlan geliyor bizi dövecek, diye aşağı yukarı kaçışmışlar. Dükkan sahipleri kapılarını kilitleyip evlerine çekilmişler. Pazar yerine gittiğinde ortalık boşalıvermiş. Pazar yerinde kimse kalmamış.

Keloğlan adamların arkasından bağırmış: " Ağalar, etmeyin, eylemeyin, neden benden kaçarsınız? Suçum neyse bileyim. "
Bunun üzerine adamın biri aralıktan çıkmış: "Benden borç aldın ödemedin. " demiş. Bir diğeri evin arkasından çıkmış:
" Beni geçen gün borç vermedim diye dövdün, bak kolum sarılı. Bir başka adam:
" Zorla evimi elimden alıp başkasına sattın. Bir haftadır sokakta yatıp kalkıyorum. "
Pek çok kasabalı yaptıklarını anlatıp Keloğlan'ı Keloğlan'a şikayet etmişler.
Keloğlan: " Ağalar, ben on gündür zindandaydım. Bu olanlardan haberim yok. Aç kalırım kimseyi dolandırmam, aç yatarım kimsenin evini elinden almam. Şimdiye kadar kavgalara karıştım ama dayak yiyen ben oldum. O koca adamı ben nasıl döveyim? Beni bilmez misiniz, beni tanımaz mısınız? Nasıl olur da kötü olduğuma inanırsınız? "

Keloğlan'ın etrafındaki adamlardan biri: " O zaman sen değilsen beni kim dövdü? Bu kadar adamı kim dolandırdı? Beni döven sendin veya senin ikizin gibiydi. Keloğlan hakikaten senin bir ikizin var mıydı? Yani mesela dedim. "
Keloğlan: " İkizim mi? Olabilir mi? Hiç bilmiyorum. Bu işi bilse bilse anam bilir. Buyrun anama gidelim. "
Keloğlan önde, kasabalı arkada, Keloğlan'ın anasına gitmişler. Olanları anlatmışlar ve Keloğlan'ın bir ikizinin olup olmadığını sormuşlar.
Keloğlan'ın anası: " Doğrudur. Keloğlan'ın bir ikizi vardı. Gece biz uyurken hırsızlar eve girmişler ve onu kaçırmışlar. Çok aradım izini bulamadım. Acısını kalbime gömdüm. Yanımda bir bu kel kafalı kaldı. Bütün sevgimi ona verdim. "
Kasabalının biri: " Öbürü de bunun gibi kel kafalı mıydı? "
Keloğlan'ın anası: " Evet doğru. O da bunun gibi keldi. Kafasında bir tel saç yoktu. Kafasına konan sinek, duramaz, kayar, yere düşerdi. Bunun adı İbrahim, onun adı İsmail'di. "
Bu sefer kasabalı önde, Keloğlan arkada, kadının huzuruna çıkmışlar. Kadı, Keloğlan'ın on gündür zindanda olduğunu ve bugün salıverildiğini söylemiş. Kasabalı, İsmail'den şikayetçi olmuş. Kadı, kendisinin de aldatıldığını, İsmail'in peşine kolcuları gönderdiğini, yakalanmasının an meselesi olduğunu belirtmiş.

Haftasına kolcular İsmail'i kasabaya getirmişler ve kadının karşısına çıkarmışlar. Huzurda kasabalı toplanmış. Deliller onun aleyhineymiş. Suçu sabitmiş. Kadı, İsmail'i ömür boyu hapse mahkum etmiş. Fakat Keloğlan ile anası gelince işler değişmiş. Keloğlan ile anası, kardeşim, oğlum deyip İsmail'e sarılmışlar. Ağlayıp, yalvarmışlar, gözyaşı dökmüşler. Bunun üzerine İsmail pişman olduğunu söyleyip herkesten özür dilemiş. Kime ne borcum varsa çalışıp öderim deyince kasabalıdan kopmalar başlamış. Kasabalı şikayetini geri alınca dava düşmüş ve kolcular İsmail'in bağlı ellerini çözmüşler.

Keloğlan ve anası, İsmail'i evlerine götürmüşler. Akşam yemeğinden sonra yatıp uyumuşlar. Sabah olunca Keloğlan ile anası uyanmışlar. Bir de bakmışlar ki, İsmail'in yatağı bomboş. Çünkü o gece yarısı kaçıp gitmiş. Biraz sonra mutfakta tarhana çorbası pişiren Keloğlan'ın anasının aklına bir tencere içine sakladığı paralar gelmiş. Paralar yerinde yokmuş. Anası sormuş: " Keloğlan bu tencerenin içinde para vardı. Sen mi aldın? "
Keloğlan: " Hayır ana, ben almadım. "
Anası: " O zaman kim aldı? "
Keloğlan: " Paranın kokusunu alan biri. Benzerim, ikizim. "
Anası: " Evde sadece orada para vardı. Ortalık dağınık değil, çekmeceleri karıştırmamış. Mutfağa yönelmiş ve parayı bulmuş. "
Keloğlan: " Ana, bu para olayını kadıya söylemezsin umarım. "
Anası: " Yok oğul, kimseye bundan söz etmek yok. İsmail nerede diye soranlara, acele işi varmış, gece gitti deriz. Başka ne diyeyim oğul. "

Onlar paralarını çaldırmışlar, biz çaldırmayalım.
Huylu huyundan vazgeçmezmiş bunu unutmayalım.
Cezasını çekmeden suçluyu affetmeyelim.
Bu öğüdü vermeden masalı bitirmeyelim.

SON

KELOĞLAN DÖRT HARAMİLER
Bir varmış bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Anasıyla birlikte karınca kararınca geçinip giderlermiş. Bir yıl hiç yağmur yağmamış, kıtlık olmuş. Ekinler tarlada, meyveler dalda, üzümler bağda susuzluktan kavrulmuş. Dereler, ırmaklar kurumuş. Bunun üzerine anası Keloğlan'ı iş bulup çalışarak para kazanması ve kışlık yiyecek alması için kasabaya gitmeye ikna etmiş.

Anasının hazırladığı yiyecekleri torbasına koyan Keloğlan kasabaya gitmek üzere yola çıkmış. Hava sıcak, kasaba uzak, Keloğlan ormanda dinlenmek için, çimenlere uzanmış ama oracıkta uyuyakalmış. Neden sonra uyanmış, bakmış yiyecek torbası yok. Üzülmüş, dövünmüş, söylenmiş, etrafı aramış, torbayı bulamamış. Çaresiz durumu kabullenip kasabaya doğru yürüyüşüne devam etmiş. Sonunda ormandan çıkıp kasaba yoluna girmiş.

Keloğlan giderken yol kenarında oturmuş yemek yiyen dört adama rastlamış. Bu adamlar, o bölgede hüküm süren, soygunlar yapan dört haramiymiş. Keloğlan adamlara selam verip yanlarına sokulmuş ki, bir de ne görsün! Torba kendi torbası, yedikleri yiyecekler de anasının hazırladığı yiyeceklermiş. Keloğlan torbasını bu adamların çaldığını anlamış ama bir şey yapamamış. Yanında çakı bile yokken, adamların bellerine astıkları kılıçlara bakakalmış. Konuşmalarından onların harami olduklarını anlamış ama açlık korkuyu yenmiş: " Ağalar, karnım çok açtır. Sabahtan beri bir şey yemedim. Yanınıza sokulsam ve iki lokma da ben yesem, he olur mu, ne dersiniz? "

Haramiler, Keloğlan'a ters ters bakmışlar. Haramilerden biri sormuş: " Adın ne senin? "
" Adım İbrahim ama herkes bana Keloğlan der. "
" Keloğlan mı? Kel kafandan belli zaten. Biz insanların cebinden parasını, ağzından lokmasını alan haramileriz. Yiyecek torbanı aldık, canını almayalım. Var git uzaklaş, gözüm görmesin seni. " Bunun üzerine Keloğlan oradan bir uzaklaşmış ki sormayın.

Aradan bir ay geçmiş. Keloğlan kasabada odun kırmış, yük taşımış, getir-götür işlerinde çalışmış ve biraz para biriktirmiş. Bu arada haramilerin kasabalılara eziyet yaptığına şahit olmuş. Karşı çıkan olmayınca kasaba meydanında haraç vermedi diye adam dövdüklerini görmüş.
Keloğlan ayrılmadan önce kasabalıları haramilerden kurtarmaya karar vermiş. Padişaha posta güverciniyle haber uçurmuş. Padişah haramilerin üstüne asker göndermiş. Askerler, haramileri yakalamış ve zindana atmışlar. Böylelikle Keloğlan biriktirdiği paralarla bir eşek satın almış ve kışlık yiyecekleri bu eşeğe yükleyip, harami korkusu olmadan köyünün yolunu tutmuş.

SON

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148