Selâmün aleyküm,
Paylaşılan metnin işaret ettiği mana, tasavvuf büyüklerinin terbiye anlayışıyla örtüşen hikmetli bir hatırlatmadır. Nitekim seyr u sülûk yolunu anlatan birçok mutasavvıf, kulun manevî yolculukta farklı imtihanlardan geçirildiğini ifade etmiştir.
Meselâ:
İmam Rabbânî (k.s.), Mektûbât’ında kulun bazen hâl ile, bazen ilim ile, bazen de kabz ve bast ile terbiye edildiğini açıkça anlatır.
İmam Gazâlî (rh.), İhyâ’da amelin ihlâsla korunmadıkça kemale ermeyeceğini özellikle vurgular.
İbn Atâullah el-İskenderî (k.s.), Hikem’inde nimetlerin verilmesi kadar geri alınmasının da kul için bir terbiye ve ikaz olabileceğine işaret eder.
Bu çerçevede metindeki sıralama, tasavvuf ehlinin terbiye sürecini temsili bir dille anlatma geleneğine uygundur.
Ancak usûl bakımından şu inceliği de korumak gerekir:
Bu ifadeler akaid bağlayıcılığı olan naslar değil, irşad ve hikmet dilidir. Kur’ân ve sahih sünnette imtihanın varlığı sabittir; fakat metinde geçen merhalelerin bu tertiple verilip geri alınacağına dair lafzî bir nass mevcut değildir.
Dolayısıyla en isabetli yaklaşım şudur:
Bu metin, tasavvuf büyüklerinin tecrübe ve irşad üslubunu yansıtan hikmetli bir temsil olarak okunur; manası ibret vericidir, fakat teknik bir akide metni gibi değerlendirilmez.
Allah en doğrusunu bilir.
|