Alıntı:
HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı
Aleyküm selâm sevgili kardeşim (abi) ,
Nazik iltifatın ve “Hâmûş” kelimesine yaptığın zarif işaret için teşekkür ederim; hüsn-ü zannına sığınırım.
“Nûr-ı Muhammedî” meselesine temasın, tasavvuf literatüründeki yerini hatırlatması bakımından kıymetlidir. Nitekim başta Şeyh-i Ekber İbnü’l-Arabî olmak üzere birçok mutasavvıf, Hakîkat-i Muhammediyye kavramını varlığın ilk tecellîsi bağlamında derin şekilde işlemiştir. Bu yönüyle kavramın tasavvuf ve tarikat dilinde köklü bir yer tuttuğu açıktır.
Bununla birlikte, usûl açısından küçük bir kayıt düşmek yerinde olur kanaatindeyim:
“Allah’ın ilk yarattığı benim nurumdur…” lafzıyla meşhur rivayet hakkında muhaddisler arasında farklı değerlendirmeler bulunduğu bilinmektedir. Bu sebeple ulemânın bir kısmı meseleyi itikadî bağlayıcılıktan ziyade tasavvufî te’vil ve hikmet dili çerçevesinde ele almayı daha ihtiyatlı görmüştür.
Yeniçeri gülbânglarında ve Bektaşî erkânında bu kavramın yer alması da, Nûr-ı Muhammedî düşüncesinin özellikle Anadolu irfanında ne kadar kökleştiğini göstermesi bakımından ayrıca dikkat çekicidir.
Hâsılı, bu kavramın tasavvuf geleneğinde güçlü bir yeri olduğu muhakkaktır; ancak hadis usulü ve akaid ölçüleri gözetilerek birlikte okunmasının daha selametli olacağı kanaatindeyim.
katkın için teşekkür ederim.
Sürç-i lisan ettiysek ehli olan kardeşler tashih buyursun.
|
Gün aydın,kolay gelsin cân

Hadîs ve 'akîde usûlünce,âsâlince bir sorun olamayacağını yine dillendireyim.Neden?Çün kim bu metin bir hadîstir dolayısı ile 'akîdedir.Bu arada tüm Ehli Beyt 'ulemâsı bu metnin hadîs olduğunu dolayısı ile 'akîde olduğunu sözlemiştir.
Saygılar,sevgiler cân

Allâh eyvallâh

Hakk eyvallâh