Bu dünyada uyurken bir başka boyutta uyanığız.
Bu dünyada uyurken bir başka boyutta uyanığız.
Uyku sana doğal bir süreç olarak öğretildi ama kadim öğretiler bambaşka bir şey söylüyor. Kabala'da uyku, nefesh'in (alt ruhun) bedende kalıp neshamah'ın (yüksek ruhun) yukarıya çekilmesidir. Sen uyumuyorsun, ruhun geçici olarak kaynağına dönüyor. Zohar'da açıkça yazar: her gece insan ölümün altmışta birini tadar. Ruh bedenden ayrılır, yukarı yükselir ve orada bir tür muhasebeye tabi tutulur. Geri dönerse sabah gözlerini açarsın. Dönmezse buna ölüm dersin.
Tasavvufta da aynı bilgi vardır. İbn Arabî uyku ile ölüm arasında derece farkı olduğunu, mâhiyet farkı olmadığını söyler. Peygamber efendimiz her sabah uyandığında "bizi öldükten sonra dirilten Allah'a hamd olsun" derdi. Sen her gece ölüyorsun ve her sabah yeniden yaratılıyorsun.
Rüyalar ise asıl mesele. Kabala'da rüya, "yesod sefirası" ile ilişkilendirilir. Yesod, yukarıdan gelen bilginin dünyaya aktarıldığı kanaldır. Rüyada kontrol edemediğin o görüntüler senin üretimin değil, o kanaldan akan veridir. Talmud'da bir rüya açılmamış bir mektup gibidir denir. Sana gönderilen ama okuyamadığın mesajlardır onlar.
Modern bilim uykunun neden var olduğunu hala tam açıklayamıyor. Beyin onarımı, hafıza konsolidasyonu gibi mekanik açıklamalar veriyor ama hiçbiri şu soruyu cevaplayamıyor: bilincin neden kapanması gerekiyor? Çünkü bilinç kapanmıyor. Sadece sen farkında olmuyorsun. Ruhun bedenden çekildiğinde beden cansız kalıyor ve sen o arada başka bir yerde, başka bir frekansta işlem görüyorsun.
Garip olan uyku değil. Garip olan senin her sabah geri dönüp bunun farkında olmaman.
|