Psikolojik Rahatlıksızlar ve Maneviyat Üzerine Bir Kaç Bilgi
Kendi aramızda bazen konuştuğumuz bir konu var: "Maneviyatı iyi olan birinin psikolojisi bozulur mu?" ya da "Ağır ruhsal hastalıklar iman eksikliği midir?" gibi... Bu konuda Risale-i Nur’dan anladığım kadarıyla, naçizane birkaç noktayı paylaşmak istedim. Belki birilerine teselli olur:
Ruh ve Beden Ayrımı: Risale-i Nur perspektifinden bakınca, ruh bir "sultan" gibi ama bu dünyada iş görmek için akıl ve beyin gibi "cihazlara" muhtaç. Eğer beyin kimyasında veya sinir sisteminde bir arıza varsa (psikoz veya şizofreni gibi), ruh ne kadar temiz ve güçlü olursa olsun dışarıya yansıması "karışık" olabiliyor. Tıpkı çok iyi bir şoförün, motoru bozuk bir arabayı düzgün sürememesi gibi. Yani araba bozuk diye şoföre suç bulmamak lazım.
İman Zayıflığı Değil, İmtihandır: Ağır psikolojik süreçler kesinlikle bir "iman eksikliği" değil. Aksine, Üstad bu tarz hastalıkların (eğer sabredilirse) günahlara kefaret olduğunu ve kişiye manevi makam kazandırdığını anlatıyor. Hatta akli dengenin tam yerinde olmadığı durumlarda kişinin dini sorumluluğu da kalkıyor; yani o kişi Allah katında bir nevi "emanet" ve "masum" hükmüne geçiyor.
Tıbbi Tedavi Şifadır: "Maneviyatım iyi, o zaman ilaca gerek yok" demek doğru değil. Çünkü kainattaki fenler de Allah’ın koyduğu kanunlar. Nasıl ki kolumuz kırılınca doktora gidiyorsak, sinir sistemimiz veya beyin kimyamız bozulunca da (psikoz vb.) tıbbi destek almak, ilaç kullanmak aslında o şifayı yaratan Allah'ın kapısını çalmaktır.
Hüzün İnsani Bir Durum: Unutmayalım ki en büyük acıları peygamberler çekmiş. Kalp hüzünlenebilir, akıl bazen kararabilir. Bu bizim "kötü bir mümin" olduğumuzu değil, sadece "insan" olduğumuzu gösterir.
|