
07.03.26, 08:45
|
 |
Daimi Üye
|
|
Üyelik tarihi: 04.03.26
Bulunduğu yer: yaşamıyor
Mesajlar: 1,489
Forum Puanı: 433
Etiketlendiği Mesaj: 91 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
|
|
Alıntı:
HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı
Değerli kardeşim müsaadenle yazdıklarına bir not düşeyim istedim ki yerli yerine otursun bazı durumlar. İnsan bazen yaşayarak bazı şeyleri daha sert öğreniyor; bu tarafı doğrudur. Lakin bu bahislerde tecrübeyi ölçünün önüne geçirmek de doğru olmaz. “Cinlerden insanı yine cinler korur” sözü, yaşanmış bazı hâllerden hareketle söylenmiş olabilir; fakat bunu umumî bir kaide gibi koymak isabetli değildir. Zira hakikatte muhafaza Allah’tandır. Abdest, zikir, tahassun, istiâze ve sahih korunma sebeptir; tesiri yaratan ise o sebepler değil, Allah’ın lütfu ve iznidir.
Şunu da ayırmak gerekir: Bir şeyin temasını azaltmak başka, kökten çözmek başka; geçici rahatlama başka, hakikî tahkim başka. Bu yüzden insanlar bazen bir hâli çözüm zanneder ama mesele başka yerden yürümeye devam eder. Onun için ne her anlatılanı inkâr etmek gerekir, ne de her yaşananı mutlak ölçü hâline getirmek. Edepli olan, tecrübeyi küçümsemeden dinlemek; fakat hükmü yine usule, sahih bilgiye ve ehil söze bırakmaktır.
Kısacası, korunmada asıl merci cinler değil, Allah’tır. Sebepler alınır, tahassun yapılır, abdestli olunur, dil ve kalp muhafaza edilir; ama güven, mahlûka değil Hâlık’a bağlanır. Bu çizgi korunursa hem tecrübe yerini bulur, hem söz istikametini kaybetmez.
|
Öyle tabi canım rabbimiz istemezse yaprak kımıldamaz. Ben sadece vesile olarak onlar daha iyi olur demek istemiştim ama yine çok güzel açıklamışsınız.
|