Tekil Mesaj gösterimi
  #9  
Alt 11.03.26, 20:30
BAKARA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BAKARA BAKARA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 04.03.26
Bulunduğu yer: yaşamıyor
Mesajlar: 1,483
Forum Puanı: 430
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Acizane bildiklerimi anlatayım değerli kardeşim çünkü bu meselede en büyük hata, zâhir ile bâtını iki rakip saha gibi düşünmektir. Hâlbuki hakikatte bunlar birbirinin hasmı değil, birbirinin şartıdır. Zâhir; emrin, nehyin, hududun, amelin ve edebin alanıdır. Bâtın ise bu zâhirin insanda doğurduğu ihlâs, haşyet, takvâ, marifet ve huzurdur. Bu sebeple zâhir kabuk, bâtın öz denilip de kabuk atılacak bir fazlalık gibi görülürse, elde öz değil çürüme kalır. Çünkü öz, kendisini koruyan sureti küçümseyerek kemale ermez.
Kur’an’ın kendisi bu ayrımı değil, bu bütünlüğü öğretir. Namaz dıştan bir fiildir; fakat Kur’an onun içte fuhşiyat ve münkerden alıkoyan bir tesir doğurmasını ister. Şeâir dıştan bir alâmettir; fakat Kur’an onların kıymetini kalpteki takvâ ile irtibatlandırır. Birr de yalnız kıbleye dönmekten ibaret görülmez; iman, infak, ahde vefâ ve sabırla birlikte tarif edilir. Yani vahiy ne kuru zâhirciliği kabul eder ne de zâhiri aşındıran bâtın iddiasını. Asıl çizgi, dışın içe delâlet ettiği; içte olanın da dışta sadakatle göründüğü çizgidir.

Buradan sonra hüküm açıktır: Zâhiri terk ederek bâtına varılmaz. Zâhiri terk eden kimse çoğu zaman bâtına değil, kendi hevâsının kurduğu karanlık koridora girer. Çünkü zâhir ortadan kalktığında, insanın elinde neyin rahmânî, neyin nefsânî, neyin vehim olduğunu ayıracak mizan kalmaz. Şeriatın dış çizgisi kaybolduğunda, bâtın diye öne sürülen şeyin hakikat mi, temennî mi, temessül mü olduğu ayırt edilemez. Tasavvufun sahih çizgisinde şeriatın çit, tarikatın iç yol, hakikatin de meyve gibi anlatılması boşuna değildir. Çit kaldırıldığında bahçe korunmaz; yol inkâr edildiğinde meyveye varılmaz. Kim hakikati şeriatin dışına taşırsa, hakikati büyütmüş olmaz; onu ölçüsüz bırakmış olur.

Bu yüzden “bâtın ehliyim” diyerek zâhirin bağlarını gevşetenlerin sözü ilk bakışta derin görünse de, tahkik edildiğinde çoğu zaman derinlik değil dağınıklık verdiği görülür. Çünkü bâtın, zâhirin karşısında kurulan ikinci bir din değildir. Bilakis bâtın, zâhirin sadakatle yaşanması neticesinde kalpte açılan derinliktir. Namazı küçümseyip huşû arayan, hududu hafife alıp marifet iddia eden, sünneti gevşetip vuslat dili kuran kimse, hakikate yaklaşmış olmaz; kendine konuşan bir vehmi hakikat zannetmeye başlar. Yolun Nebevî rehberlikle başlayıp onun örnekliğiyle tamamlandığını söyleyen çizgi de tam bunu hatırlatır: usûlsüz vecd, çoğu zaman yükseliş değil savruluştur.

Binaenaleyh doğru cümle şudur: Bâtın, zâhirin içinde açılır. Zâhir olmadan bâtın iddiası, köksüz meyve istemeye benzer. Evet, yalnız zâhirle oyalanıp içe hiç inmeyen de eksiktir; fakat çözüm zâhiri bırakmak değil, zâhirin ruhuna inmektir. Mesele kabuğu kırmak değil, kabuğun koruduğu cevheri ehliyetle ortaya çıkarmaktır. Şeriat dış çizgidir, tarikat terbiye çizgisidir, hakikat ise bu yürüyüşün kalpte doğurduğu sahih neticedir. Birini diğerine düşman eden, yolu bilmez; yolu bilen ise bunları mertebe olarak görür, çatışma olarak değil.
Çok güzel açıklamışsınız.
Cilt cilt kitap yazsanız okumaya doyamayız.

Zahir ile batını zıt iki ayrı kavram olarak biliyordum ama şimdi sizin açıklamanızla birbirini tamamlayan bir bütün olduğuna inanıyorum.
Batın zahirin içinde açılır zira batın aslında zahirin içinde gizlidir. zahirde iyi olan içindeki hakikat sırrına erişir.
Çok manalı çok anlamlı

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hakikat bâtında mı gizlidir, zâhirde mi?
Hakikat ne sadece zâhirdedir ne de sadece bâtında. Zâhir onun sureti, bâtın onun sırrıdır. Sadece zâhire bakan kabukta kalır; sadece bâtın iddiasına sığınan da ölçüyü kaybeder.

Biz bâtınla mı var oluruz, yoksa zâhirle mi yok oluruz?
İnsan zâhirle görünür, bâtınla değer kazanır. Zâhir bozulursa nizam dağılır; bâtın bozulursa mânâ söner. Kemale giden yol, ikisini birbirine düşman etmeden taşımaktır.

Bâtın bir lütufsa, zâhir bir ceza mıdır?
Hayır. Zâhir ceza değil, emanet ve terbiyedir. Bâtın ise o terbiyenin kalpte meyve vermiş hâlidir. Kapıyı ceza sanan, eve girmeyi de zorlaştırır.

Zâhir yolun doğruluğunu, bâtın yolun diriliğini gösterir. Biri olmadan öteki ya kurur ya savrulur.
Allah ilminizi artırsın.
Emeğinize sağlık çok güzel açıklama yapmışsınız.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148