Alıntı:
Mubinn Nickli Üyeden Alıntı
İnsan hakikati bilir mi tam manasıyla? Hele bu devrin insanı bilmez.. bilmediği bir şeyi görse hakikati idirak edebilir mi? Edemez.. Kişiye abı hayat versen ama ne olduğunu söylemeden, hakikati bilmediği için gördüğünü bilir mi? Bilmez.. Kısacası ne görür insanoglu ne bilir.. Göz de beserdir, akılda beşer.. Hakikata ulaşırsa insan ne göze gerek kalır ne akıla..
|
Değerli kardeşim, sözünün ilk tarafında kuvvet var; fakat son hükmünde ihtiyat gerekir.
İnsan hakikati kuşatamaz; ama ondan nasipsiz de değildir.
Evet, beşer hakikati tam ihata edemez. Lâkin “öyleyse hiçbir şey bilemez” demek de doğru olmaz. İnsan hakikatin tamamını değil, tahammül edebildiği ve açıldığı kadarını bilir. İlim biraz da budur zaten: ihata değil, isabetli yaklaşma.
“Bilmediği şeyi görse de idrak edemez” sözü de mutlak değildir.
Çünkü insan bazen bir şeyin hakikatini bilmeden önce eserini, tesirini, yönünü fark eder. Sonra isim gelir, tarif gelir, idrak derinleşir. Yani her bilme, isimle başlamaz; bazen temasla başlar.
Fakat bana göre asıl dikkat edilmesi gereken yer son cümledir:
“Hakikate ulaşırsa ne göze gerek kalır ne akla.”
Bu söz, zahirde derin görünse de ölçüsüz anlaşılırsa tehlikeye açıktır. Çünkü göz de, akıl da, kalp de insana boşuna verilmemiştir. Mesele onları atmak değil; onların sınırını bilmek ve onları aşkla, edeble, basiretle doğrultmaktır. Akıl devreden çıkınca hakikat değil, çoğu zaman iddia konuşmaya başlar.
Bence daha yerli yerine oturan hüküm şudur:
İnsan hakikati bütünüyle kuşatamaz; fakat ondan nasibi kadarını akıl, göz ve kalp birlikte doğrulduğunda idrak eder.
Hakikat aklı iptal etmez; aklı haddine getirir.
Gözü de kaldırmaz; göze basiret kazandırır.
Velhâsıl,
mesele ne görmekten vazgeçmektir ne düşünmekten; mesele, gözü de aklı da kendi hududu içinde hakikate hizmet eder hâle getirmektir.