Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 13.03.26, 12:53
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,107
Forum Puanı: 3191
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Talip mi, Hoca mı?

Havas İlmi En Çok Nerede Zarar Gördü: Hevesli Talepte mi, Sessiz Kalan Hocalarda mı?

Kanaatimce havas ilmi bugün yalnız dışarıdan gelen itirazlarla değil, içeriden büyüyen iki ayrı zaafla yıpranmıştır:
biri hevesli talep,
diğeri ise sessiz kalan hoca meselesidir.

Hevesli talep tarafı açıktır. Birçok insan ilme değil, neticeye meyleder. Metne değil, tesire bakar. Usûlü öğrenmeden tertibe koşar. Edebi kurmadan kapı zorlar. Böyle olunca havas, ilim olmaktan çıkıp merak, acele ve sonuç iştahının malzemesine döner. O noktadan sonra talep, tahkik üretmez; gürültü üretir. İnsan öğrenmek istemez, kısa yoldan erişmek ister. İşte bozulmanın bir yüzü budur.

Fakat öbür yüz de hafif değildir.
Bazı hocalar ilmi korumak niyetiyle öyle susar ki, zamanla meydan ehline değil; iddia sahibine kalır. Doğru usûl konuşulmayınca yanlış usûl yayılır. Sahih çerçeve çizilmeyince boşluk, hevesli olanlar tarafından doldurulur. Bu durumda susuş her zaman hikmet olmaktan çıkar; bazen bizzat karışıklığın sebebine dönüşür.

İşte asıl düğüm burada başlıyor:
Havas ilmi en çok, bilmeden isteyenler yüzünden mi zedelendi?
Yoksa bilenlerin zamanla konuşmaktan çekilmesi, ehli süzmek isterken alanı bütünüyle sahipsiz bırakması yüzünden mi?

Çünkü bir ilim yalnız ehilsizin eline düşünce bozulmaz;
bazen ehlinin geri çekilmesiyle de bozulur.

Hevesli talep kapıyı zorlar, doğru.
Fakat kapının önünde kimse kalmazsa, içeriye girenle çıkanın da hesabı karışır.
Bu yüzden bana göre mesele, sadece talibin kusurunu konuşmak değildir. Hoca susunca ne kaybedildi, talip acele edince ne bozuldu; ikisini birlikte tartmak gerekir.

Bir başka taraf daha var:
Her susuş irfan değildir.
Her talep de ihlâssız değildir.

Bazen susan gerçekten emaneti koruyordur.
Bazen de hesap vermemek için “ehli değil” sözüne sığınıyordur.
Bazen talip gerçekten öğrenmek istiyordur.
Bazen de ilmi değil, ilmin etrafındaki havayı seviyordur.

Bu yüzden burada kolay hüküm vermek istemem. Fakat şu kanaatim ağır basıyor:
Havas ilmi en çok, hevesli talebin aceleciliği ile sessiz kalan hocanın boşluk bırakması birleştiğinde zarar gördü.
Biri ölçüsüzce zorladı,
öteki gerektiği yerde çerçeve koymadı.
Biri ilmi hafifletti,
öteki ağırlığını koruyayım derken bazen görünmez kıldı.

Sizce havas ilmi en büyük yarayı nereden aldı: acele talipten mi, susan hocadan mı?
Yoksa asıl bozulma, bu ikisinin birbirini doğurmasında mı gizlidir?

Sürç-i lisan ettiysem ehli olan kardeşler tashih buyursunlar...

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148