14. Aziz Mahmud Hüdâyî
Aziz Mahmud Hüdâyî bahsinde, onu yalnız Üsküdar’daki büyük tesiriyle değil, kalemiyle de görmek gerekir. TDV maddesi, Hüdâyî’yi Celvetiyye tarikatının kurucusu, mutasavvıf ve şair olarak tanıtır; ayrıca halktan sultanlara uzanan geniş bir tesir halkası kurduğunu, vefatında altmışa yakın halifesinin bulunduğunu ve yazdığı yaklaşık otuz eserle Anadolu ve Balkanlar’daki dinî-tasavvufî hayat üzerinde derin iz bıraktığını kaydeder. Yani Hüdâyî’yi yalnız menkıbe ve tekkesiyle değil, aynı zamanda yazılı mirasıyla konuşmak gerekir. Bana göre onun ağırlığı, irşadın yalnız mecliste değil, metinde de sürmüş olmasında yatar.
Eser tarafında öne çıkan metinler arasında Nefâʾisü’l-mecâlis, Câmiʿu’l-feżâʾil ve ḳāmiʿu’r-reẕâʾil, Miftâḥu’ṣ-ṣalât ve mirḳātü’n-necât, Ḫulâṣatü’l-aḫbâr, Ḥabbetü’l-maḥabbe, Keşfü’l-ḳınâʿ ʿan vechi’s-semâʿ ve Tecelliyât özellikle zikredilir. Bu liste bize şunu gösterir: Hüdâyî’nin kalemi yalnız şiire yaslanmaz; tefsir, ahlâk, namazın hikmeti, muhabbet, semâ bahsi ve tasavvufî tecellîler gibi farklı alanlara açılır. Şiir tarafında ise ilâhileri, sade ve hikemî diliyle asırlarca tekkelerde okunmuş; yazdıkları sadece metin olarak kalmamış, zikir ve irşad iklimine karışmıştır. Bana göre Hüdâyî’nin gerçek kıymeti de burada görünür: tasavvufu yalnız söylenen bir şey değil, okunan, yaşanan ve tekrar tekrar dönülen bir metin dili hâline getirebilmesinde.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|