15. Niyâzî-i Mısrî
Niyâzî-i Mısrî bahsinde, şiirin şöhreti ile metnin tahkikini birbirine karıştırmamak gerekir. TDV onu Halvetiyye’nin Mısriyye kolunun kurucusu, mutasavvıf şair olarak tanıtır; yani onda hem tarikat kurucu tesiri, hem de güçlü bir şiir dili birlikte bulunur. Eser tarafında ise ilk sırada Dîvân gelir. Bunun yanında Tuḥfetü’l-ʿuşşâḳ, kendi el yazısıyla kaleme aldığı iki mecmua, Risâle-i Esʾile ve Ecvibe, Risâle-i Devriyye, Mecâlis, Tesbîʿ-i Ḳaṣîde-i Bürde, Şerḥ-i Esmâ-i Hüsnâ ve Taʿbîrnâme gibi metinler de zikredilir. Bu liste bize şunu gösterir: Niyâzî-i Mısrî yalnız ilâhîleriyle yaşayan bir şair değildir; soru-cevap, şerh, meclis notları ve hatırat tarafı da bulunan çok yönlü bir kalemdir.
Bana göre Niyâzî-i Mısrî’nin asıl ağırlığı, şiirle irşadı birbirinden ayırmamasındadır. Dîvân onun aşk, tevhid, fena, seyr ü sülûk ve iç yanış dilini taşırken, Tuḥfetü’l-ʿuşşâḳ ve diğer risâleler bu dili daha açıklayıcı ve öğretici bir zemine çeker. TDV’nin kaydettiği iki mecmuadan birinin hatırat mahiyetinde olup Limni’deki sıkıntılı günleri anlatması da ayrıca mühimdir; bu, onun sadece söyleyen değil, yaşadığını da yazıya geçiren bir isim olduğunu gösterir. Kısacası Mısrî’yi birkaç meşhur ilâhiye sıkıştırmak doğru olmaz; onda şiir, hâl ve metin aynı kaynaktan akmaktadır.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|