Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı
Allah razı olsun, değerli kardeşim meseleye isabetli bir yerden temas etmiş oldunuz. Kanaatimce bu yorum, sorumuzun cevabına yabancı değil; bilakis onu destekleyen bir çerçeve sunuyor. Zira Hz. Süleyman aleyhisselâma verilen tasarrufun umum için açılmış bir saha değil, kendisine mahsus bir mûcize oluşu hatırda tutulmadan bu bahiste sağlıklı bir hüküm kurulamaz. Bu tarafıyla işaretiniz yerindedir.
Lâkin bana göre sorunun daha ince tarafı şuradadır: Mesele yalnız cin üzerinde tasarruf iddiası değildir; o iddianın insanın kalbinde ne kurduğudur. Çünkü bazı bağlar dışarıdan kudret gibi görünür; fakat içeriden taalluk doğurur. Kişi hükmettiğini sanırken bağlanabilir; hizmet aldığını sanırken istikametinden eksilebilir. Bu sebeple asıl tehlike, bağın kurulmuş olması kadar, o bağın insanın kalbini neye alıştırdığıdır.
Onun için ehlullahın “istikamet kerametten üstündür” sözü burada tam yerini bulur. Zira hak yolcusunun ölçüsü harikulâde hâl değil, Allah’a karşı doğruluğu ve iç istikametidir. Benim acizane kanaatimce sorumuzun cevabı da burada düğümleniyor: Her bağ yalnız bağlananı değil, bağlayanı da bir şeye bağlar; asıl bakılması gereken ise o bağın insanı kudrete mi götürdüğü, yoksa fark edilmeden bir taalluka mı düşürdüğüdür.
Katkınız için teşekkür ederim; konunun omurgasını kuvvetlendiren bir cihete işaret etmiş oldunuz.
|
Değerli hocam ,Kıymetli vaktinizi ayırıp yol gösterici bir cevap verdiğiniz için Allah sizden razı olsun. Bu meseledeki izahınız meseleye daha ihtiyatlı ve derin bakmam gerektiğini hatırlattı. Rabbim ilmimizi artırmayı ve hakikati doğru anlayabilmeyi hepimize nasip etsin.