Tekil Mesaj gösterimi
  #4  
Alt 16.03.26, 02:15
Misery Misery isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10.01.20
Bulunduğu yer: ...
Mesajlar: 92
Forum Puanı: 2386
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsan çoğu zaman imtihanı yalnızca hareketin içinde arar. Bir şey yapmakta, bir yola girmekte, bir yükün altına girmekte imtihan olduğunu düşünür. Hâlbuki bazı vakitlerde asıl imtihan, yürümekte değil; beklemekte gizlidir. Zira yürüyen kimse meşguldür, bekleyen ise çoğu zaman kendi içiyle baş başadır. Bu da bekleyişi, zannedildiğinden daha ağır bir hâle getirir.

Beklemek, yalnız zamanın geçmesini gözetmek değildir. Beklemek; muradın gecikmesine tahammül etmek, nefsin aceleciliğini dizginlemek, belirsizlik içinde edebi muhafaza etmek ve kalbi dağılmadan durabilmektir. Bu yönüyle bekleyiş, dışarıdan sükûn gibi görünse de içeride ciddi bir terbiye meydanıdır. Nice kimse hareket hâlinde kuvvetli görünür; fakat gecikme karşısında niyeti, sabrı ve istikameti çözülmeye başlar.

Kanaatimce burada asıl mesele, insanın neyi beklediğinden ziyade, beklerken neye dönüştüğüdür. Muradı geciktiğinde dili değişiyor mu, kalbi daralıyor mu, duası siteme dönüyor mu, yoksa hâlini muhafaza edebiliyor mu? Çünkü bekleyiş uzadıkça yalnız talep değil, talebin iç yüzü de ortaya çıkar. Kişi hakikaten Hakk’ın takdirini mi gözetiyor, yoksa kendi arzusunun vaktini mi zorlamak istiyor; bu da çoğu zaman beklerken anlaşılır.

Eskiler bekleyişi boşluk saymamışlardır. Bilâkis, birçok yerde vaktin olgunlaşmasını gözetmeyi, acele tasarruftan daha selametli görmüşlerdir. Zira her kapı zorlayarak açılmaz; bazı kapılar, insanın kendisini tashih etmesini bekler. Bazı gecikmeler mahrumiyet değil, hazırlıktır. Bazı susuşlar da yoksunluk değil, terbiyedir. İnsan bunu o anda fark etmese de, zaman geçince erken gelen birçok şeyin hayır değil yük olduğunu anlar.

Bu sebeple bekleyenin imtihanı küçümsenecek bir imtihan değildir. Çünkü bekleyişte insanın yalnız sabrı değil; niyeti, edebi, teslimiyeti ve iç düzeni sınanır. Hatta bazen beklemek, yürümekten daha ağırdır. Zira hareket eden kimse yol ile meşgul olur; bekleyen kimse ise kendi nefsiyle yüzleşir.

Velhasıl, bekleyenin imtihanı “muradı ne zaman olacak” meselesinden ibaret değildir. Asıl mesele, gecikme içinde insanın hâlini bozup bozmayacağı, istikametini koruyup koruyamayacağıdır. Çünkü her bekleyiş zamanla ilgili değildir; bazı bekleyişler doğrudan doğruya insanın iç âlemini tartar.

İşte bu sebeple, bazen insanın en sessiz görünen devresi, hakikatte en ağır terbiyeden geçtiği devredir.
ne güzel anlatmışsınız

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148