Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 16.03.26, 13:48
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3263
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Nefsin En Tehlikeli Kılıkları – Sükût Adı Altında Hakikatten Kaçış

Nefsin en ince kılıklarından biri de, hakikatten geri duruşunu sükût ile süslemesidir.
Çünkü sükût her zaman hikmet değildir. Bazen insan konuşmaması gerektiği için susar; bazen de konuşması gerektiği hâlde, nefsinin yükünü taşımamak için susar. Dışarıdan bakıldığında ikisi de aynı gibi görünür. Lâkin biri edeptir, diğeri kaçıştır.

Benim acizane kanaatimce sükût, kişiyi hakikate daha çok yaklaştırıyorsa hikmettir.
Fakat insanın vazifesini geciktiriyor, hakkı söylemesi gereken yerde geri bırakıyor, kalbine rahatlık verip mesuliyetini hafifletiyorsa orada sükût değil, nefsin ince bir geri çekilişi vardır.

Zira bazı susuşlar vardır ki insanı toplar.
Bazı susuşlar da vardır ki insanı gevşetir.
Birinde dil susar, kalp uyanır.
Diğerinde ise dil susar, nefis rahatlar.
İşte fark da burada başlar.

Bazen kişi “boş konuşmamak için sustum” der.
Bazen “edepli olmak istedim” der.
Bazen de “fitne çıkmasın diye geri durdum” diye düşünür.
Lâkin bütün bunların içinde, hakikati taşımaya yanaşmayan gizli bir korku yahut hesap varsa, o sükût artık sükût olarak kalmaz; nefsin kendine seçtiği bir sığınak hâline gelir.

Bu sebeple bana göre burada ölçü şudur:
Sükût, insana hakikati daha doğru taşıma kuvveti veriyorsa yerindedir; hakikati tamamen erteletiyor ve kişiyi vazifesinden uzaklaştırıyorsa orada hikmetten çok nefis konuşuyor olabilir.

Benim acizane düşüncem şudur:
Nefis bazen konuşarak değil, susarak da kendini korur.
Ve nice insan vardır ki yanlışı sözle değil, sustuğu yerle büyütür.

Bu sebeple kişi bazen kendine şu suali sormalıdır:
Ben gerçekten susulması gereken yerde mi sustum, yoksa nefsim konuşmaktan korktuğu yerde susuşuma hikmet adı mı verdi?

__________________________________________________ ___________________________


Nefsin En Tehlikeli Kılıkları – İhlas Sözüyle Gizlenen Beğenilme Arzusu

Nefsin en ince kılıklarından biri de, beğenilme arzusunu açıkça istemek yerine, onu ihlas diliyle örtmesidir.
Çünkü nefis her zaman “beni görün” demez. Bazen “ben Allah için yapıyorum” der; fakat içten içe görülmeyi, takdir edilmeyi, fark edilmeyi de ister. Böyle olunca söz ihlas olur, fakat sözün gerisinde nefis yine payını arar.

Benim acizane kanaatimce burada asıl tehlike, riyanın kaba hâli değildir. Onu birçok kişi fark eder. Asıl tehlike, kişinin kendisini ihlas üzere zannettiği hâlde, kalbinin bir köşesinde halkın nazarına, takdirine ve kabulüne gizli bir meyil taşımasıdır. Çünkü açık gösteriş ayıp görünür; fakat ince beğenilme arzusu çoğu zaman dinî bir cümleyle kendine yer bulur.

Bazen insan bir hayrı yapar, fakat bilinmesini de ister.
Bazen bir hizmet görür, fakat fark edilmediğinde içi daralır.
Bazen “yalnız Allah için” der, fakat kimsenin duymadığı yerde aynı canlılığı bulamaz.
İşte burada insanın kendi içine dikkatle bakması gerekir. Çünkü nefis, sevabı istemekten önce takdiri istemeye başlamışsa, ihlasın içine sessizce karışmış demektir.

Elbette kul bütünüyle kusursuz bir saflık iddia edemez. İnsan, beşer olmak itibarıyla övülmekten hoşlanabilir. Lâkin mesele, bu meylin farkına varıp onu terbiye etmeye çalışmakla; onu ihlas sanarak taşımak arasındadır. Biri muhasebedir, diğeri aldanış.

Bu sebeple bana göre ihlasın alameti, insanın görünmese de gevşememesi, bilinmese de geri çekilmemesi, övülmese de içten içe eksilmemesidir.
Beğenilme arzusunun alameti ise, hayrın kendisinden çok yankısına meyletmektir. Yani kişi amel ile değil, amelin bıraktığı iz ile beslenmeye başlar.

Benim acizane düşüncem şudur:
Nefis bazen gösterişle değil, ihlas iddiasının içine gizlenmiş beğenilme arzusu ile yol alır.
Ve insanı aldatan şey, çoğu zaman övülmeyi sevmesi değil; bunu Allah için yaptığını sanarak sevmesidir.

Bu sebeple kişi bazen kendine şu suali sormalıdır:
Ben bu işi gerçekten Allah için mi yaptım, yoksa Allah için yaptığımı söylerken yine kendime görünmeyen bir pay mı ayırdım?

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148