Bu seriyle birlikte nefsin açık günahlarını değil, daha çok güzel görünen kılıklarını müzakere etmeye çalıştık. Çünkü nefis çoğu zaman çirkin bir suretle gelmez; bazen edep, bazen hikmet, bazen sabır, bazen ihlas, bazen hizmet, bazen de nasihat diliyle kendine yer açar. Tehlikesi de biraz buradadır. Açık yanlış daha kolay fark edilir; fakat hakka benzeyen yanlış, insana daha geç görünür.
Benim acizane kanaatimce bu serinin asıl maksadı, yeni hükümler koymak değil; insanın kendi içine karşı biraz daha dikkatli bakmasına vesile olmak idi. Zira nefsin en tehlikeli tarafı, kişiyi açıkça günaha çağırmasından ziyade, bazen onu haklı, makul ve hatta hayırlı görünerek aldatabilmesidir.
Bu sebeple burada seriyi uzatıp aynı eksen etrafında dönmektense, yerinde bırakmanın daha münasib olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazı bahisler tamamlandığında değil, insanın içinde çalışmaya başladığında fayda verir. Geriye kalan, bu başlıkları başkalarından önce kendi nefsimize çevirebilmektir.
Bu seri burada nihayete ermiştir.
Yanlışımız, eksiğimiz olduysa ehli olan tashih buyursun. İstifade eden kardeşlerimiz olduysa Rabbim cümlemizi nefsin açık kötülüklerinden olduğu kadar, ince ve güzel görünen aldatmalarından da muhafaza buyursun.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|