Tekil Mesaj gösterimi
  #3  
Alt 16.03.26, 21:13
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,114
Forum Puanı: 3273
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Benim acizane kanaatimce burada asıl ölçü şudur: Tevhid, sebebi müstakil fail görmeye başladığımız yerde zedelenir; hikmet ise sebebi inkâr etmeyip tesiri Allah’a vermeyi bildiğimiz yerde anlaşılır.

Çünkü bu âlem sebepler âlemidir. Ateş yakar denir, su söndürür denir, ilaç fayda verir denir. Lâkin bunların hiçbiri kendi başına hüküm sahibi değildir. Sebep vardır; fakat tesirin hakikî sahibi Allah’tır. Sebebi tümden yok saymak hikmeti bozduğu gibi, sebebe müstakil kudret vermek de tevhid çizgisini inceltir.

Bu sebeple bana göre doğru duruş, sebebe sarılmak fakat kalbi sebebe bağlamamaktır. Mü’min tedbiri alır, ilacı kullanır, çalışır, korunur; ama neticeyi sebepten değil, Allah’ın takdirinden bilir. Hikmet burada başlar. Kalp, görünürdeki vasıtayı hakikî müessir sanmaya başladığında ise tevhidin dili zayıflamaya başlar.

Kısacası:
Hikmet, sebebi yerli yerine koymaktır.
Tevhid ise tesiri Allah’tan bilmektir.

Peki siz değerli kardeşlerimce sebebe sarılmak ile sebebe güvenmek arasındaki en ince çizgi nerede başlar?

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148