Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 17.03.26, 14:25
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,101
Forum Puanı: 3169
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Melâmîlik Üzerine..

Melâmîlik Hakkında Kısa ve Temiz Bir Çerçeve...

Esselâmü aleyküm kıymetli kardeşlerim.

Melâmîlik, çoğu yerde ya fazla romantik anlatılıyor yahut “kınanmayı istemek” gibi dar ve eksik bir kalıba indiriliyor. Hâlbuki melâmet, tasavvuf tarihinde önce bir ihlâs ve nefis muhasebesi çizgisi olarak doğmuş, daha sonra bazı tarihî kollara ayrılmış bir anlayıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre melâmet anlayışı III. (IX.) yüzyılda Horasan bölgesinde, özellikle Nîşâbur çevresinde ortaya çıkmış; Hamdûn el-Kassâr da bu çizginin ilk temsilcileri arasında öne çıkmıştır.

Benim acizane kanaatimce melâmîliğin özü, halkın nazarında büyümekten kaçıp Allah katında doğru olmaya çalışmaktır. Yani mesele kınanmak için garip görünmek değil; övülme arzusunu kırmak, ameli gösterişten korumak ve nefsin gizli payını azaltmaktır. İlk dönem melâmet çizgisinde öne çıkan taraf da budur: ihlâsa vurgu, riyadan sakınma, nefsi suçlama ve kulluğu reklam malzemesine çevirmeme hassasiyeti.

Burada en çok yapılan hata şudur: Melâmîliği, şeriat hududunu gevşetmek, insanların dikkatini çekecek şekilde ölçüsüz davranmak yahut bilerek kötü görünmeye çalışmak sanmak. Bu doğru değildir. TDV’de de işaret edildiği üzere melâmet anlayışı tarih boyunca hem takdir edilmiş hem de bazı aşırı yorumları sebebiyle tenkit edilmiştir. Yani melâmetin sahih tarafı ile nefsin kendine kılıf yaptığı tarafı aynı şey değildir. İhlâsı korumak başka, başıbozukluk başka; riyadan kaçmak başka, usulü yıkmak başkadır.

Tarih içinde melâmîlik de tek çizgide kalmamıştır. İlk Horasan Melâmetiyyesi’nden sonra Osmanlı sahasında Bayramî-Melâmî çizgisi Ömer Dede Sikkînî ile, daha sonraki bir çizgi de Muhammed Nûrü’l-Arabî ile anılmıştır. Bu da bize şunu gösterir: “Melâmîlik” tek cümleyle geçiştirilecek bir isim değil; zaman içinde farklı görünümler kazanmış, dikkatle ele alınması gereken bir irfan geleneğidir.

Kısacası ben acizane olarak şöyle düşünürüm: Melâmîlik dışarıda farklı görünme sanatı değil, içeride nefsi aç bırakma terbiyesidir. Melâmî yolun hakikati; ameli gizli tutmak, nefsin payını kırmak, ihlâsı korumak ve halkın övgüsünü dinî sermayeye çevirmemektir. Bunun dışına taşan her aşırılık, melâmetin kendisi değil, çoğu zaman nefsin melâmet kılığına girmiş hâlidir.

Sürç-i lisan ettiysek ehli olan tashih buyursun...

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148