El-Varid: Kişinin çabası olmaksızın kalblere varit olan övgüye değer telkinler. Kalbe
varid olan her telkine karşılık olarak kalbe bir isim verilir.
Eş-Şahid: Müşahede sonucu, müşahede edenin kalbinde meydana gelen etki.
Gerçekte kalbin müşahede edilenin sureti olarak algıladığı, zaptettiği şeydir.
En-Nefs: Kulun vasıflarından malum olanlar.
Er-Ruh: Gayb ilminin özel bir surette kalbe ilka edilmesinin karşılığı olarak kullanılır.
Es-Sırr: İlmin sırrı denildiği zaman, bu ilmi bilen alimin hakikati , halin sırrı denildiği
zaman , bundaki Allah'ın muradını bilme, hakikat sırrı denildiği zaman da işaret edilen şey
kast edilir.
El-Veleh (kendini kaybetmek): Aşırı vecd.
El-Vakfe (Duruş): İki makam arasında hapsedilme.
El-Fetret: Başlangıçtaki yakıcı ateşin sönmesi hali.
Et-Tecrid: Masivanm ve kevnin kalbten ve sırdan uzaklaştırılması.
Et-Tefrid: Hak ile kendinle beraber durman.
El-Latife: Zihinde parlayan anlamı ince her işaret. İbareye sığmaz. Bazen nefs-i
natıka'nın karşılığı olarak kullanılır.
El-İllet: Hakkın kulunu bir sebepten dolayı veya sebepsiz uyarması.
Er-Riyazet: Edeb riyazeti, nefsin tabiatının dışına çıkmaktır. Taleb riyazeti, irade
edilenin şahinliğinin ifadesidir. Kısacası, nefsi ahlakın arındırılmasından ibarettir.
El-Mücahede: Nefsi bedenî meşakkatlere ve her durumda hevaya muhalefet etmeye
zorlamak demektir.
El-Fasl (ayrılık): Sevgilinden ümit ettiğin gıdadır. Bize göre, birlik halinden sonra
ondan ayrılman demektir.
Ez-Zihab (gidiş): kalbin, kim olursa olsun sevgilisi müşahede etmesinden dolayı
hissedilme özelliğine sahip olan hiçbir şeyi hissedemeyecek şekilde kaybolmasıdır.
Ez-Zaman: Sultan, hakimiyet, delil.
Ez-Zacir (meneden): Müminin kalbindeki hakk öğütçüsü. Davetçi.
Es-Sahk (ezilme): Senin terkibinin kahır ve baskı altında dağılıp gitmesi.
El-Mahk (iptal edip belirsiz kılma): Seni yok eden şeyden seni gizleyen her şey.
Bazılarına göre, kevnin bahsedilmesi demektir. Bazen adetlerle beraber olmaya da denir.
Ya da amellerin neticeleriyle beraber oluşa da denir.
Et-Tecelli: Kalblere açılan gaiblerin nurları.
El-Muhazara: Kalbin daima burhan akışının huzurunda oluşu. Bize göre, isimlerin
üzerinde bulundukları hakikatlerle kalblerde cari oluşu demektir.
El-Mukaşefet: Kahır sonucu tevbenin tahakkuk edişinin karşılığı olarak kullanılır.
Halin fazlasıyla tahakkuk edişinin karşılığı anlamında da kullanılır. Ya da işaretin tahakkuk
edişinin karşılığı olarak.
El-Müşahede: Eşyayı tevhid delilleriyle görmek demektir. Hakkı eşyada görmeye de
denir. Şüpheden uzak bir şekilde gerçekleşen yakin hakikati anlamında da kullanılır.
El-Muhadese: Hakkın mülk ve şehadet âleminde ariflere hitab etmesi. Ağaçtan
Musa'ya seslenilmesi gibi.
El-Müsamere: Hakkın sırlar ve gaibler âleminden ariflere seslenmesi. "Onu ruhu'l
emin senin kalbine indirdi."
El-Levaih (görüntüler): Zahiri sırlarda görülen halden hale yüceliş özelliği,
görüntüsü. Bize göre, görme organıyla sınırlı olmamak kaydıyla, ama selbi özellikte
olmaksızın göze görülen zati nurlardır.
Et-Tavali (doğuşlar): Marifet ehlinin kalblerine doğan ve başka nurları söndüren
tevhid nurları.
El-Levami (parıldayışlar): İki vakitte ve bundan daha yakın bir zaman diliminde ispat
edilen tecelli nurları.
El-Bevade (açığa çıkma): Kalbin, bir ilk çarpılma mahiyetinde birden gayb ile yüz
yüze gelmesi. Bu, sevinme sebebi de olabilir, üzülme sebebi de.
El-Hücum: Senin bir etkin olmaksızın vaktin gücüyle kalbe varid olan hal.
Et-Telvin: Kulun hallerinde intikal edişi. Bir çoğuna göre bu eksik bir makamdır. Bize
göre makamların en mükemmelidir. Kulun bu makamdaki hali yüce Allah'ın şu sözünde
işaret ettiği hal gibidir: "Külle yevmin huve fi şe'n: O her gün yaratma halindedir."
Et-Temkin: Telvin (çeşitlilik) halinde yerleşiklik kazanma demektir bize göre.
Bazılarına göre ise vusul ehlinin halidir.
Er-Rağbet (isteme,yönelme): Nefsin rağbeti sevaba, kalbin rağbeti hakikate sırrın
rağbeti hakka yöneliktir.
Er-Rahbet (çekinme): Zahiri çekinme, tehdidin tahakkuk etmesinden, batının korkup
çekinmesi ilmin değişmesinden, sırrın korkup çekinmesi önceden bilinenin tahakkuk
etmesinden kaynaklanır.
El-Mekr: Allah'ın emirlerine muhalefet eden kimsenin bu halinin devamına rağmen
nimetlerin ard arda gelmesi. Kötü edebin varlığına rağmen halin devam etmesi. Emir ve
sınır olmaksızın işaret ve kerametlerin izhar edilmesi.
El-İstilam (kökten kesilme): Hüznün derin üzüntünün özelliği. Kalbe varid olur ve
kalb onun hakimiyeti altında sakin olur.
El-Gurbet: Maksudun peşinde vatandan ayrılmak anlamında kullanılır. Bazılarına
göre, içinde hakiki nüfuz olması nedeniyle halden gurbet vardır. Yine marifetten
kaynaklanan dehşetten dolayı haktan gurbet vardır.
El-Himmet: Kalbin arzulara yönelip her şeyden soyutlanması anlamında kullanılır.
Mürid sıd-dıkıyetine(doğruluğuna) sahib kimse için kullanılır. Yine ilhamların saflığı ile
beraber gerçekleşen himmetlerin cemi için de kullanılır.
El-Gayret: Hadler aşıldığı zaman hakkın bir gayreti vardır. Sırları ve gizlilikleri
saklamanın karşılığı olarak kullanılan bir gayret de vardır. Hak gayretini evliyasına has
kılmıştır. Veliler has kılınanlardır.
El-Hürriyet: Kulluk hukukunu Allah için ikame etmek. Bu hukuku ikame eden kimse
Allah'tan başkasından azadedir, hürdür.
El-Mutalaa: Hakkın doğrudan veya onların isteği üzerine kevndeki hadiselere ilişkin
olarak ariflere ilham ettiği şeyler.
El-Futuh: Bir, zahirde gerçekleşen ibare açılışı (futuhu), batında gerçekleşen halavet
futuhu ve mükaşefe futuhu vardır.
El-Vasl: Kaçanı yakalamak.
El-ism: Vakit içinde ilâhî isimlerden kulun haline hakim olan isim.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|