El-Vesm: Ezel olanla ebede cari olan özellik, sıfat.
Ez-Zevaid: Gabya iman ve yakin fazlalığı.
El-Hıdır: Bununla bast (açılma) hali ifade edilir.
El-Ye's: Bununla kabz (tutulma) hali ifade edilir.
El-Gavs: Ayniyle zamanın bir tanesidir. Ancak vakit geldiğinde onun inayetine iltica
duygusu verilir.
El-Vakıa: Hangi yolla olursa olsun, hitap ya da misalle o alemden kalbe varit olan
şey.
El-Anka: Yüce Allah'ın içinde yine kendisi aracılığıyla alemin bedenlerini açtığı hava.
El- Varka: Küllî nefis. Levh-i Mahfuz.
El-İkab: Kalem. Akl-i evvel (İlk akıl)
El-Gurab: Küllî cisim.
Eş-Şecere: İnsan-i Kamil.
Es-Semseme: İbareden sızan ince marifet.
Ed-Durretu'l Beyda (Beyaz inci): Akl-i Evvel.
Ez-Zumurrud (Zümrüt): Küllî nefis.
Es-Sebhe: Heba. Rüzgarın savurduğu toz.
El-Harf: Dil. Hakkın sana hitap ederken kullandığı ibareler.
Es-Sekine: Gaybin inişi esnasında içinde hissettiğin mütmainlik hali.
Et-Tedani: Mukarrebinin (Allah'a yakın olanların) miracı.
Et-Tedella: Mukarrebinin inişi. Ayrıca tedani sırasında hakkın onlara inişi anlamında
da kullanılır.
Et-Terakki: Hallerde, makamlarda ve marifetlerde intikal etme.
Et-Telakki: Haktan sana varid olan şeyleri alman.
Et-Tevella: Ondan kendine dönmen.
El-Havf (korku): Geçmişteki menfi şeylerden sakınman.
Er-Reca (umut): Gelecek ümidi, beklentisi.
Es-Saik (Bayılma): Rabbani tecelli esnasında fena bulma.
El-Halvet: Arada melek veya başka biri olmaksızın gizlici hak ile konuşmak.
El-Cilve: Kulun halvetten ilâhî özelliklerle çıkması.
El-Mahda'(aldanma yeri): Kutbun vasıl olmuş fertlerden gizlendiği yer.
El-Hicab: Matlubunu gözünden gizleyen, perdeleyen şey.
En-Nevale (Misafire takdim edilen ilk lokma): Fertlere (efrad denilen zatlar) has
hil'atlar. Mutlak Hil'at anlamında da kullanılır.
El-Ceres (Zil): Hitabın bir tür zorlamayla icmal edilmesi.
El-İttihad (Birleşme): İki zatın bir olması. Bu ancak sayıda olabilir. O da haldir.
El-Kalem: Tafsil bilgisi.
El-Enaniyet (Benlik): "Ben" demen.
En-Nun: İcmal ilmi.
El-Hüviyet: Gayb alemindeki hakikat.
El-Levh: Bilinen bir sınıra kadar ertelenmiş tedvin ve yazı mahalli.
El-Aniye (kap): İzafe yoluyla elde edilen hakikat.
Er-Ruhune (hafiflik/düşüncesizlik): Tabiatla beraber olma, ötesine geçememe.
El-İlâhîyye: Beşere nispet edilen tüm ilâhî isimler.
El-Hatem: Ariflerden bazılarının kalblerinin üzerindeki hakkın alameti.
Et-Tab'u: Her şahısla ilgili olarak önceden malum olan bilgi.
El-Aliye: Bir meleğe veya ruhaniye izafe edilen tüm ilâhî isimler.
El-Menesse (Gerdek evi): Düğünlerin, ziyafetlerin düzenlendiği mekan. Ruhanî
tecellileri.
Es-Siva: Öteki, (Allah'tan) başkası.
El-Cesed: Ateş veya nur menşeli bir cisimde zuhur eden her ruh.
En-Nur: Kevni kalpten kovan her ilahî vürut.
Ez-Zulmet (Karanlık): Bzzat bilme için kullanılır. Çünkü bu bilgiyle beraber başkası
keşfedilmez.
Ed-Diya (Ziya, ışık): Hakkın gözüyle aynları görme.
Ez-Zillu (gölge): Hicabın gerisinde rahatlığın varlığı.
El-Kişr: Muhakkik'in özünü kendisine tecelli eden şeylerin etkisiyle bozulmaktan
koruyan her ilim.
El-Lubb (öz): Kevnle ilgili olan kalplerden saklanan ilimler.
El-Umum: Sıfatlar hususunda vaki olan ortaklık.
El-Husus: Her şeyin tekliği.
El-İşaret: Kalbin huzuru ile birlikte yakınlıkla beraber olduğu gibi uzaklıkla da beraber
olur.
El-Gayb: Hakkın kendisiyle ilgili değil, seninle ilgili olarak senden gizlediği her şey.
Alemu'l emr (emir alemi): Haktan bir sebep olmaksızın var olan varlıklar. Melekut
karşılığı olarak kullanılır.
Alemu'l Halk (Halk/yaratma alemi): Bir sebep neticesinde var olan varlıklar alemi.
Şehadet (görünen) alemi anlamında kullanılır.
El-Arif ve'l Ma'rife( Arif ve Marifet): Rabbin kendisini gösterdiği ve bunun neticesinde
üzerinde bir takım haller zuhur ettiği kimseye arif, onun haline de marifet denir.
El-Alim ve'l İlm (Alim ve ilim): Allah'ın uluhiyetini ve zatını gösterdiği ve üzerinde
herhangi bir hal izhar etmediği kimseye alim, onun haline de ilim denir.
El-Hak: Allah ile ilgili olarak kulun üzerine vacip olan şey ve hakkın kendisi için
gerekli kıldığı şey.
El-Batıl: Yokluk.Adem.
El-Kevn: Varlık sahibi her olgu.
Er-Rida: Hakkın sıfatlarıyla zuhur etme.
Er-Reyn (Kaim örtü) : Eşyada itidal mahalli.
El-Kemal: Sıfatlardan ve sonuç ve etkilerinden münezzeh olma.
El-Berzah: Manalar alemiyle cisimler alemi arasında görülen alem.
El-Ceberut: Ebu Talib'e göre demektir. Bir çoğu ise orta alem duğunu söylemiştir.
El-Mülk: Görülen maddi alem.
El-Melekut: Gayb alemi.
Maliku'l Mülk: emrettiği şeylere dayalı olarak kula karşılığını verme makamında Hak
taala.
El-Muttali: Kevn âlemine bakış. Hakkın gözüyle bakan.
Hicabu'l İzzeti (İzzet perdesi): Körlük ve şaşkınlık hali.
El-Misl (Benzer): İnsan. İnsanın yaratılışına esas olan suret.
El-Arş: Mukayyet isimlerin istiva ettiği yer.
El-Kursi: Emir ve yasak yeri.
El-Kıdem (öncesizlik, ezel): Hak ilmi kapsamında kul ile ilgili olarak sabit olan şey.
El-İyd (bayram/yıldönümü): Amellerin tekrarlan-masıyla kalbe tekrar dönen tecelliler.
El-Had: Seninle onun arasındaki fasıl, aralık.
Es-Sıfat: Anlamın gerektirdiği nitelik. Alim gibi.
En-Naat: Nispetin gerektirdiği nitelik. Evvel gibi.
Er-Ru'yet: Onu olduğu yerde gözle görme, basiretle değil.
Kelimetu'l Hadra (huzur sözü): Kun (ol) kelimesi.
El-Lusun (Lisanlar/diller): İlâhî açıklamanın ariflerin kulağına ulaşmasında kullanılan
araç.
El-Huve (O): Müşahedesi sahih olmayan (görülmesine imkan bulunmayan) mutlak
gayb.
El-Fehvaniye: Hakkın misal aleminde bizzat yüzleşme yoluyla gerçekleştirdiği hitap.
Es-Seva (Benzer/denk): Hakkın halkta ve halkın hakta gizlenmesi.
El-Ubude (ubudet): Kendini rabbine gösteren kimsenin makamı ubudettir.
El-İntibah (Uyanma):Hakkın inayet yoluyla kulu sevketmesi.
El-Yakaza (Uyanıklık): Hakkın sevketmesi esnasında Allah'ın muradını anlama.
Et-Tasavvuf: Zahiren ve batmen şeriatın adabına riayet etme. Bu, ilâhî ahlaktır.
Güzel ahlaka sahip olmaya ve kötü, bayağı ahlaktan uzak durmaya da denir.
Et-Tecelli: İlâhî ahlakla vasıflanma. Bize göre, kulluk ahlakıyla vasıflanma. Bu tanım
daha doğrudur. Çünkü daha tamam ve daha temizdir.
Sırru's Sırri (Sırrın sırrı): Hakkın kuldan ayrı olarak tek başına bildiği hakikat.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|