Alıntı:
madboyali Nickli Üyeden Alıntı
Geçenlerde arkadaşlarla oturduk çay içiyoruz günlük konulardan sohbet ediyoruz. Arkadaşlarımdan bir tanesi bir arkadaşını çağırdı gel oturuyoruz diye.çocuk geldi tanıştırdı bizimle. Hep birlikte sohbet ediyoruz sohbet baya koyulaştı, dini konulara geçtik, hayatımda ilk defa böyle bir insana denk geldim bu arada.
Yeni
Gelen Çoçuk dediki: ben Allah’a inanıyorum, hak dinin islam olduğuna Allah geldiğine inanıyorum. Yaratıcının verdiği kararları yanlış buluyorum dedi, sebebini
Sorduk.
Dediki: en büyük sebebi kendine merhametlilerin en merhametlisiyim
Diyen bir varlık, neden sonsuza kadar azap ediyor.
Bir insan, ne suç işlerse işlesin bu dünyada bile cezası ya idam, yada ömür boyu hapis yada hadi Ömür boyu işkence olsun diyor.
Hiç bir insan kendine en merhametli benim demediği halde böyle bir ceza verirken, merhametlilerin en merhametlisi neden sonsuz 7/24 çok şiddetli azap hükümü veriyor dedi.
Biz kendimizce cevap verdik ama, toplumda bu tarz sorulara nasıl cevap verilmeli?
|
Allah’ın rahmeti cehennemi inkâr ettirmez; cehenneme gitmeyi gerektiren yolu sonuna kadar kapatır. “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır” buyurur; “Ey nefislerine zulmeden kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” buyurur; iyiliği kat kat yazar, kötülüğü adaletle yazar. Buna rağmen kul, kendisini var eden Rabbine karşı inkâr üzere ölürse, artık karşılaştığı şey rahmetin yokluğu değil, rahmete rağmen seçilmiş bir istikametin hükmüdür.
Bu da keyfî bir hüküm değil; rahmet kapıları açıldıktan, uyarı yapıldıktan ve hüccet tamamlandıktan sonra gelen adalet hükmüdür. Mesele ‘merhametli olan neden ceza veriyor?’ değil; ‘bunca rahmet, bunca uyarı ve bunca mühlete rağmen kul neyi seçiyor?’ meselesidir.
Merhamet, adaletin iptali değildir.