Yazı Seması/İkinci Sema (İsa)
Bismiliahirrahmanirrahim
Salik der ki: Güzel yüzlü resul (elçi), açtı ruhlar semasını. Mesih'i görmekle üfledi
ruhun suruna. Hayatım onun varlığıyla birleşince, zatım onu görmenin nimetine erişince,
cihetlerinin ve zaviyelerinin nuru her tarafı kaplayınca, şeklini ve seciyelerini kaplayınca,
cisimlerin evlerinden karanlık dürülüp atılınca,
Bana dedi ki: Merhaba, hoş geldin. Genişlik ve kolaylık bulasın. Ey salik! Tahkik et
zatımı, sıfatlarıma bak. Ben cömertlik hazinelerinin bekçisiyim. İlk mevcuda bahşedilenim.
Ben olmasaydım, isimler bilinmezdi. İsim verene de bir değer adı konulmazdı. Benimle
konuştu, benim için yaratıldı, göğü ve yeri benimle yarıldı. Direkleri ve binası benim
üzerimde dikildi... Sonra yüzünü güzelliği parlak ve cemali göz alıcı, buğday dalı gibi güzel
endamlı bir delikanlıya çevirdi.
Bana dedi ki: Ey ilham kâtibi! Kalk ve diviti, kalemi al. Cisimler divanına yaz, imamın
emriyle ilgili olarak bu delikanlının sana soracaklarını. Kâtibi, veziri ve bekçisi yanıma
geldiler. Onu görünce, kalkıp ona yöneldim ve irticalen şöyle dedim:
Ey akıllı kâtip!
Senin işin ötelerde pek gariptir.
Yüce efendi seni yakınlaştırdı
Böylece kalpler sana akmaya başladı.
Göz kapaklarımdan gizlendiğinde
Gaipleri zahiri kaplar oldu.
Ey anlamlar kâtibi! sen olmasaydın
Yücelerde bir nasibim olmazdı
Ey eman destekçisi yaz, ki
Kuşkular içinde korkanlar eman bulsunlar.
Salik şöyle der: Güzel oldu. Ve ne güzel ayn! Şüphesiz ve yalansız. Der ki: Sonra
yazdı, ama kısa tuttu ve lafı gereğinden fazla uzatmadı; amaca uygun söyledi:
Bismillahirrahmanirrahim. Allah'ın salat ve selamı kerem sahibinin üzerine olsun. Bu
velayetin ve emanın yardımcısıdır. Ruhların seyidi ve Rah-man'ın halifesinin ruhu emretti.
Yanında tahakkuk edince, bunu kendisine vahyettiğinde yanında sabit olunca, ki Ademiyet
dönemi onun yanında son buldu. Ona Muhammedi dönemde bir ok attı. Oku kağıdına
isabet etti. Adaleti kıstasını ikame eder. okunun ona isabet ettiğini bilince, bunda en geniş
paya ve en mükemmel nasibe sahip olduğunu anlayınca, bu büyük yardımcıyı yazdı. Bu
kerem sahibi veliye. Allah ona söz vermiştir ve Allah'ın emaneti onun yanındadır. Yetkisine
verdiği şeye doğru bakmaktadır. Verdiği söze de bağlılık göstermektedir. Emanetinin halifeliğini ona yüklemiştir. Zannına vefası ve diyaneti, iffeti ve korunması, hükümlere nüfuz
etmesi, vehimlerin oluşturduğu problemleri ele alıp çözmesi, imamın sınırlarında duruşu
galip geldiği için.
Eğer İmam'ın zannı bilgiye dönüşürse, savaşta ve barışta reayasını yönetirse, yargı
ve hükümlerinde adalete uygun davranırsa, valilerini ve hakimlerini memleketin dört bir
yanına dağıtırsa, biz de onu yönetici olarak yerinde tutar ve onu destekleriz. Eğer bu şartı
yerine getirmezse, onu görevinden azleder, yerine başkasını getiririz. Ondan bu sınırda
durmasını ve reayasına en kolay yöntemle muamele etmesini isteriz. Siz, genel ve özel
topluluklar, Allah'tan başka sığınak bulamazsınız.
İşlerinizi güçlü kuvvetli, cesur, cömert birine tevdi ettik. Ona, size aslan payını
vermesini ve en cüretli okla sizi korumasını söyledik. Ne söylediyse, onu biz söylemişiz.
Ne yaptıysa onu biz yaptık. Bizim dilimizle konuşuyor. Bizim vicdanımızdaki düşünceleri
tercüme etmektedir. Ona ölülerinizi diriltme, bölük pörçük halinizi derleme, kızlarınızı
güvende kılma, bitkilerinizi yetiştirme, bilmediklerinizi size öğretme, zaman uzasa da,
sayılarınız gün be gün artsa da eninde sonunda bize döneceğinizi size bildirme gücünü
verdik. O halde: İşittik ve itaat ettik, deyin. Sizden önce, işittik, ama isyan ettik, diyenler gibi
olmayın. Bunu söyledikleri için biz onları kasıp kavuran saba yelleriyle darmadağın ettik.
Durmadan artan yağmurlarla öldürdük. Onları helak ederek köklerini kuruttuk. Onlar
hakkında verilen azap sözü gerçekleşmiş oldu. Onları kırıp geçirdik. Öyle ki yurtlarında bir
tek canlı kalmadı. Onların başına gelen bu felaket Tubba ve İrem'i de kapladı.
O halde bizim dehşet verici egemenliğimize karşı çıkmaya yeltenmeyin. Azabımızın
elçisine saldırdığınızda azabın size geç geleceğini düşünmeyin. Sizden önce nice örnekler
gelip geçti. Bize karşı çıktığınız zaman başınıza geleceğini vaat ettiğimiz azap mutlaka
gelecektir. Sizden sadır olan tavırlarınızdan ötürü, onun baş göstermesini beklemekteyiz.
Sizden muhalefet tavrı sadır olduğunda bizden size bu azap intikal edecektir. Olan
olduğunda azabın yönü size doğru çevrilecektir. Aslında yalnızca yapıp ettikleri-nizdir size
dönmekte olan. Eğer hayır işlerseniz hayırla karşılaşırsınız. (Kim zerre ağırlığınca hayır işlerse onu görür). (Kim zerre ağırlığınca şer işlerse onu görür) (Her nefis yaptıklarına
karşılık bir rehinedir). (Allah alemlerden müstağnidir.) (Tevekkül edenler Allah'a tevekkül
etsinler) Nebilerin sonuncusuna salat ve selam olsun. Alemlerin rabbi olan Allah'a
hamdolsun. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Salik der ki: Eman yardımcısını aldım, onunla memleketi arasında bir tercüman
oldum. Kararlaştırdığım hazırlığımı, verdiğim ve yürürlüğe koyduğum tüm hükümlerimde
isabet ettiğimi görünce, bana dedi ki: Ne güzel bir tavır ortaya koydun. Sana bir ödül
vereceğim. Çünkü sana denk gelecek bir benzerin yoktur, seninle boy ölçüşecek bir eşin
yoktur. Bu makamın üstünde büyük bir makam, onur verici bir sahne, üzüntüsü
bulunmayan bir sevinç menzili vardır. Orası cemalin eksiksizliğinin makamıdır. Celâlin
sürekliliğinin mekanıdır.
Salik der ki: Bu makama ulaşmak için içimdeki himmet kabardı, perdelerini delip
geçmeye koyuldum.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|