Tekil Mesaj gösterimi
  #7  
Alt 19.03.26, 12:19
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,101
Forum Puanı: 3169
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Gaye Seması / Yedinci Sema (İbrahim)

Bismillahirrahmanirrahim

Allah'ın salat ve selamı efendimiz Hazreti Muhammed'in, ehlibeytinin ve ashabının
üzerine olsun.

Salik der ki: Yüce Resul (elçi) bana Halil (dost) semasını açtı. Ruhaniyetinin sırrının
beytu'1-mamu-run çevresinde döndüğünü gördüm. Nurdan elbiseler içindeydi. Bana selam
verdi: Hoş geldin, dedi. Büyük ikramda bulundu, sınırsız cömertlik sergiledi. Dedim ki: Ey
misafirlerin babası (misafir perver)! Evlatlarının yurduna "Ümmül Kura" (kentlerin anası)
diye isim verilen! En yüce makamının güvenliğinin mahiyetini bana anlat. Bana dedi ki:
Battığı zaman yıldızı bekle.

Dedim ki: Senin zatından payıma düşen nedir? Dedi ki: Yiyeceğinde başkalarını
tercih etmendedir. Bilmez misin ey oğul! Eğer cömertlik (cud) olmasaydı varlık (vücud)
zuhur etmezdi, kerem olmasaydı hikmetler belirmezdi. Eğer başkasını kendine tercih etme
olmasaydı, sırlar ortaya çıkmazdı!

Salik der ki: Ona dedim ki: Beytul-mamur'a , ma-kamul meşhur'a girmek istiyorum.
Dedi ki: Bunun için bazı şartlar gereklidir, bunlar da kitabul-mes-tur'da, neşredilmiş
yapraklarda yazılmıştır. Dedim ki: Bana göster ki, içinde olanlara bakayım.

Dedi ki: derhal gaye zühalı, velayet ehlinin -Muhammedi velayet ve sıddıklık
makamları hariç- yanından çağrıldı. Bu Zühal onun bekçisidir. Gelirlerinin toplayıcısıdır.

Hızla koşup geldi. Kuşanmış olarak önünde durdu. Ona dedi ki: Nur hazinesini aç. Bana
Kitabu'l-mestur'u getir.

Dedi ki: derhal onu getirdi. Dedi ki: Onu onun sağ eline ver. Bunun üzerine mührünü
açtım, satırlarını ve işaretlerini inceledim. Kitapta şöyle deniyordu:

Bismillahirrahmanirrahim

La ilahe illâllah muhammedun resulullah.

Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed Allah'ın Resulüdür.

Bu Hakkın evi, doğruluğun oturağıdır. Toplanıp ayrılmanın menbaı, garbın ve şarkın
sırrıdır. Bütün makamların sahiplerine haramdır, ancak yüce Dostun katından aşağı inen
hariç. En parlak makama doğru sarkan, iki yay veya daha yakın duruma gelen. Seçilmiş
Muhammed'in övülmüş makamı yani. Orada kuluna vahyettiğini vahyetti. Onunla ondan
anlamın en açığını anladı. Kalb, israda yakınlık hakikatlerinden gördüklerini yalanlamadı.
Andolsun onu bir inişte daha görmüştü. O sırada Adem henüz su ile balçık arasında bir
varlıktı. Sidretul Münteha'nın yanında görmüştü. Orada başlangıç ve son buluşur. Orada
ezel, vakit ve ebet eşitlenir. Cennetul me'va O'nun yanındadır. Diri olarak ulaşanların
devamlı kalış yerleri. Zatı gördüklerinde sıfat cennetleri onları öteden alıp barındırdı. O
sırada sidreyi bürüyen bürüdü, sırlar tarafından ve yüce tenzih cihetinden. Göz ondan
başkasına kaymadı da azmadı da. Görünmez bir yokluğa nasıl kayabilir ki? Kürsünün
ortasına kuruldu, yücelere ve aşağılara uzandı. Onun zuhur etmesiyle iki ayak zuhur etti.
Arz onun nuruyla aydınlandı. Melekler sadece bir ayağa sarıldılar. Arifler ise görünmeyen
ve görünen ayakların ikisine de sarıldılar. Ondan önce söz söylemezler ve O'nun emriyle
hareket ederler. İstivanın en üst noktasından "Nun"un merkezine doğru amel ederler

Onların varlıklarının sırrını sınadı, mevcutlarını müşahede edince. Onlara zatın
heybetini giydirdi. Böylece lezzet denizlerine battılar. Sıfatların şekillerine tecelli edince
münezzeh Allah, onları yok etti. Geride sadece gizli işaretler kaldı. Dolayısıyla varislerin
ruhları müşahedede eşittir. Onlar bu gün nasıl iseler yarın da öyle olacaklardır. Ancak
terkip yurdundaki müşahedeleri için bölünme ve kesilme söz konusudur. Yine bir
makamda müşahede varken, bir başkasında olmaz. Oradaki müşahedeleri ise devamlıdır.
O halde intikal ruhlar hakkında, haşir kalıplar hakkındadır. Cisimler yükümlülük yurdundan
infial yurduna haşrolurlar. Ruhlar ise; Celal makamından Cemal makamına haşrolurlar.

Söylenemeyene kadar. Orada intikal artık caiz olmaz. Kime bu makam verilirse;
beyte giriş ona haram olmaz. Allah'ın "ey Yesrib halkı! Artık size durmak yok" sözü
üzerinde durup düşünene selam olsun.

Salik der ki: Ona dedim ki: Ey İslamın babası! Selam! Parçaları birleştiren. Yerin ve
göklerin mele-kutunu bilen. Benim durumumu bilmedin. Değerimi düşürdün. Garip bir
nazım ve olağanüstü bir nesirle sana kendimi anlatacağım:

Katip Allah sevgisini gönlüme yerleştirdiğinden beri
Şevkten bir satır ciğerime yazdığından beri
Sevgisine karşı duyduğum özlem ve vecdle eridim
Ah! Şevkimin bitmezliğinden. Ah! Hüznümden!
Ey isteklerin gayesi ve umutların mercii! Ey dayanağım!
Sana duyduğum özlem çok şiddetlidir, başkasına değil
Elimi kalbimin üzerine koydum, korktuğum için
Göğsümün yarılmasından, çünkü sabrım bana ihanet etti

Durmadan elimi bir yukarı kaldırıyor, bir aşağı indiriyordu
Öyle ki diğer elimi destek için elimin üzerine koydum
Gönül terkipten geçti, göçtü Yok eden sevgiliye, elime değil.
Vecd ile onu istiyordum durmadan ve tercih ediyordum
Bir hayretle ki, yarasanın iç geçirmesini andırırdı
Derken hakkın sesini kendi tarafımdan duydum
Benim katımda olan başkasına bakmaz.
Öl vecdinle veya coşku istiyorsan öl
Çünkü kalbin bedenine dönmüyor
Kalktım, ki şevk beni bir duruyor, bir saçıyordu
Sevincin şiddetinden Ahh! Ciğerim! diye haykırdım
Ey benzeri olmayan seni gördüğüm için
Artık benim için sapıklıkla doğruluk arasında bir fark yok
Nefis Onu bilgi olarak tanıyor ve görüyor
Gözle. Bu vakitte ve elbette Onu müşahede ediyor.
Zatı bizzat gören sıfata bakmaz
Çünkü onda saffın bukağıyla perdelenmesi vardır.

Salik der ki: Bana dedi ki: Bu perdeden murat benim. Kapılar sevenlere açılır. Dedim
ki: Dostlukla sevgi bir midir? Sevgiyle yakınlık aynı mıdır? "Ve aciltu ileyke rabbi literda
/Rabbim! Razı olasın diye sana acele geldim" (Taha, 84) diyenle, kendisi hakkında
"Velesevfe yu'atîke rabbuke feterda / Rabbin sana verecek ve sen raz ı olacaksın" (Duna,5)
denilen kimse arasında ne kadar fark var! "Rabbi'ş rahli sadrı / Rabbim göğsümü(sadrımı)
aç" (Taha, 25) diyenle, kendisi hakkında "Elem neşrahleke sadrek /Biz senin göğsünü
açmadık mı?" (İnşirah, 1) denilen kimse aynı olur mu?

Salik der ki: Sonra ona şöyle dedim: Başlangıcı böyle olan bir sonuç, açıklığı bu olan
sırlar hakkında ne dersin? Ya da fiilime tanıklık eden şu sözlerime ne dersin:

İlahi! Ey mevlam! Karıştı sırrınız
Ve benim sırrım. Ey istek merdim! Sizi tercüme etmekteyim
Sizinle görüyorum, görünen ve görünmeyen eşyayı
Sizinle işitiyorum gizli fısıldaşmaları ve sizinle konuşuyorum
Zikirlerin makamı nere, fikirlerin yokluğu nere ve sırların ademiyeti nere!
Allah'ın zikriyle sevinir kalpler
Bilinenler ve gaipler açıklığa kavuşur
Zikri terk etmek her şeyin en faziletlisidir
Çünkü zatın güneşinin batması yoktur
Allah'ın zikriyle günahlar bağışlanır
Basiretler ve kalpler sevince boğulur
Durum olarak zikri terk etmek bundan daha faziletlidir
Çünkü güneş batmayacaktır

Sen neredesin ve benim vardığım sonra inip geldiğim makam nerede?

Ey kalbim! Ona ulaştım
Yol gösteren bir sevgili gibi ona de:
Arş olmasaydı, istiva olmazdı
Benim nurumla darb-i mesel vermek mümkün oldu

Salik der ki: Bu imalı sözleri gözlemleyince dedi ki: Görenle kör bir olmaz. Sonra
bana dedi ki: Ey oğul! Mevlana yakardığın zaman babanı an. Ey oğul! Halilin sana
ulaşması ne mümkün! Sen ki celilin ma-kammdasın. Yıldızlara bakıp "Fekale innî sekîm /
Ben hastayım" (Saffat, 89) diyenle, hakkında "Ma kezebe fuadu ma rea / Kalp gördüğünü
yalanlamadı." (Necm, 11) denilen kimse arasında ne büyük fark var! Ben diyorum ki:
"Rabbigfirlî hatıetî yevmeddln / Rabbim! Din gününde hatalarımı bağışla" (Şuara, 83)
Senin hakkında ise "Li yağfireleke allahu ma tekaddeme min zenbike vema teahhare /
Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın diye." (Fetih, 2) deniliyor. Ben
diyorum ki: "İcal lî lisane sıdkın fi elâhirlne / Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak
nasip eyle!" (Şuara, 84) Senin hakkında ise "Ve refe'na leke zikrek / Senin sânını
yücelttik." (İnşirah, 4) deniliyor!

Salik der ki: Sonra ağlamaya başladı ve dedi ki: Başkalarını düşünmek, bizi bu sırları
doğrudan ele almaktan alıkoydu. Heyhat! Cömertlik nere, başkalarını kendine tercih etme
nere? Cömertlik efendiliktir. Başkalarını kendine tercih etmek ise kulluktur. Cömertlik
riyasetle beraber olur, başkalarını kendine tercih etmekse; özel olmakla beraberdir. Ey
oğul! Sevgili ve mevlanın seni çağırdığı şeye doğru yürü. Aramızdaki ahit, sana seslendiği
şeyi tanımak olsun.
Salik der ki: Burak döndü ve yedi tabakadan çıktı. Elçi (resul) nurlar sidresinde
yolculuk asasını verdi.

Şeyhu’l Ekber
MUHYİDDİN İBN. ARABÎ K.S
KİTABU’L İSRA İLA MAKAMİ’L ESRA

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148