Alıntı:
Kumru5 Nickli Üyeden Alıntı
Öyle cok görüyorum ki ismi azam diye dualar. Elbette bilinmiyor ama dizin tecrübelerini öğrenmek istiyorum. Hemen kabul olan oldu mu bu ismi azam okuyup da dediginiz var mi
|
Değerli kardeşim, amacım hadsizlik yapmak değil hakkını helal et ama meseleye biraz da tersinden bakmak lâzım. İnsanlar çoğu zaman ism-i a‘zamı, ‘onu bulayım; okuyayım; duam da hemen olsun’ diye arıyor. Hâlbuki burada aranan yalnız bir lafız değil, o lafzı taşıyacak bir kalptir. İsm-i a‘zamın hangi isim olduğu kesin olarak tayin edilmiş değildir; sahih rivayetlerde bazı dualar için Resûlullah ‘Allah’a ism-i a‘zamıyla dua etti’ buyurmuştur, fakat bu iş tek ve herkes için aynı kapıdan açılan bir formül meselesi değildir.
Bir de şu tarafı unutmamak gerekir: Biz ‘bulunmuyor’ dediğimiz için bulunmaz sanıyoruz. Belki bize kapalıdır; ama kâmil olana o kapı daha başka açılır. Çünkü ehline bazen bir işaret kâfi gelir; bize ise bin lafız yetmez. Demek ki asıl mesele, kelimeyi ele geçirmek değil; o kelimenin sırrına liyakat kazanmaktır. İsm-i a‘zam, kuru bir bilgiyle değil; ihlâs, huzur, tazim ve hâl ile aranır.
Ben bu zamanda ‘bir defa okudu, hemen kabul oldu’ sözlerine ihtiyatla bakarım. Ahir zamanda tek dua edişte duası hemen kabul görecek bir kalp kaldı mı, doğrusu onu da bilemem; kalsa bile her yerde ve herkeste bulunur mu, onu da bilemem. Çünkü kabul yalnız bizim anladığımız biçimde tecelli etmez. Sahih hadiste duanın karşılığının bazen istenenin verilmesiyle, bazen belânın çevrilmesiyle, bazen de âhirete saklanmasıyla olduğu bildirilmiştir.
Allah’ın her kelâmında büyük bir sır vardır. İnsanların unuttuğu yer burasıdır. Mesele yalnız okumak değil; neyi, kimin huzurunda, hangi kalple, hangi edep ile okuduğunu bilmektir.
Sır, lafzın içinde olduğu kadar kulun hâlindedir de. Lafız büyük olabilir; fakat kalp dağınıksa anahtar elinde olsa da kapı açılmaz. Kâmil olanın az sözü çok iş görür; bizim çok sözümüz ise bazen kendi nefsimize bile geçmez. İşte ism-i a‘zam bahsine de biraz böyle bakmak gerekir.