Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 21.03.26, 12:15
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,101
Forum Puanı: 3170
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart İnsan neden “küçük âlem” diye anılmıştır?

Evvelâ şu noktayı yerli yerine koymak gerekir:

“İnsan küçük âlemdir” sözü, sahih hadis diye önümüze koyabileceğimiz sabit bir lafız değildir. Bu söz daha çok İslâm düşüncesinde, özellikle hikmet ve tasavvuf ehlinin dilinde yer etmiş bir tabirdir. İbn Bâcce insanı evrenin küçük bir modeli gibi ele alır; İbnü’l-Arabî ise insanı âlem-i sagīr, âlemi de bir bakıma büyük insan diye anar. Yani burada konuşulan şey, rastgele söylenmiş bir söz değil; kökü olan, üzerinde düşünülmüş bir mânadır.

İnsanın “küçük âlem” sayılması, onu övmek için değil; onda toplanan mânaların ağırlığını hatırlatmak içindir. Dış âlemde dağınık hâlde bulunan bazı mânalar, insanda bir araya gelmiştir. Maddî tarafı vardır; canlılık tarafı vardır; hisleri vardır; hafızası, hayali, iradesi, aklı vardır. Kısacası taşta ayrı görülen, bitkide ayrı görülen, hayvanda ayrı görülen bazı hususlar insanda toplanmıştır. Bu yüzden insana “küçük âlem” denmiştir; yoksa insan kâinatın sahibi olduğu için değil, kâinatta dağınık bulunan işaretleri kendi bünyesinde taşıdığı için.

İnsan kendine sahih bir nazarla bakmadan âleme de sahih bir nazarla bakamaz. Zira Kur’an, insana hem dış dünyada hem kendi nefsinde gösterilen âyetlerden söz eder. Fussilet 41/53’te “çevrelerinde ve kendilerinde bulunan kanıtlarımızı göstereceğiz” buyurulması, âfâk ile enfüsün birbirinden kopuk okunmaması gerektiğini gösterir. Yine Kur’an insanın ahsen-i takvîm üzere yaratıldığını ve Âdemoğlunun ikram ile şereflendirildiğini haber verir. Bu da insana başıboş bir varlık gözüyle değil, istidat ve mesuliyet taşıyan bir varlık gözüyle bakılması gerektiğini gösterir.

İnsan küçük âlem ise, mesele beden üzerinde kuru benzerlikler kurmak değildir. “Şu uzuv şuna benzer, bu unsur buna benzer” deyip hayret dağıtmak, sözün özüne varmak sayılmaz. Asıl mesele, dış âlemde gördüğümüz nizamın, iç dünyamızda da bir karşılığının bulunmasıdır. Dışarıda bir mîzan varsa, içeride de bir mîzan vardır. Dışarıda bozulma fesat doğuruyorsa, içeride bozulma da fesat doğurur. Dışarıdaki âleme bakıp hayran olan fakat kendi iç dünyasındaki dağınıklığı görmeyen kimse, bu sözün kapısına yaklaşmış olmaz. Çünkü küçük âlem oluş, insana bir paye değil; kendini ıslah etme vazifesi yükler.

Benim kanaatimce bu sözün en sahih okunacağı yer de burasıdır:
İnsan, dış dünyanın küçültülmüş bir resmi değildir; mânaca onun hulâsasını taşıyan bir varlıktır. Bu yüzden insan kendini tanıdıkça sadece psikolojisini değil, yaratılıştaki tertibi de okumaya başlar. Aklını, nefsini, şehvetini, gadabını, kalbini, yönelişini yerli yerine koyamayan birinin âlem hakkında büyük söz söylemesi kolaydır; fakat isabetli söz söylemesi zordur. Çünkü iç âleminde mîzan kuramayan, dış âlemdeki mîzanı da tam okuyamaz. Bu sebeple küçük âlem sözü, kuru bilgi değil; doğrudan edep, terbiye ve istikamet meselesidir.

Hülâsa, En güzel okunuşu da şudur: İnsan, kâinattan kopuk değildir; kâinatta dağınık bulunan nice mânanın özeti onda toplanmıştır. Bu sebeple insan kendini doğru okursa âleme daha sahih bakar; âleme sahih bakarsa da yaratılıştaki hikmet, nizam ve kulluk mesuliyetini daha iyi kavrar. Küçük âlem olmak, büyüklenme sebebi değil; haddini bilme sebebidir.

Doğrusunu Allah Teâlâ bilir.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148