Alıntı:
sin60 Nickli Üyeden Alıntı
alemlerin efendisi orda resulullah ibaresini silmelerini kabul etmesi hem fetih hemde haccın kolay olması için olabilir en dogrusunu allah bilir...gene oskarlık bi soru hocam nerden buluyon böyle final soruları allah razı olsun 
|
Estağfirullah,
Oscar bizim değil, sualin hakkını verene gider.
Bizimkisi biraz meseleye sonundan değil, kökünden bakmaya çalışmak sadece. Soru yerini bulunca cevap da mecburen ciddileşiyor. Allah razı olsun, güzel nazarınız ve latifeniz için.
İsabetli bir yerden temas ettiniz. Hudeybiye’de kabul edilen şey, risalet hakikatinden geri durmak değil; sulhun gerçekleşmesi için antlaşma metninin lafzında yapılan bir tasarruftur. Sahih Buhari ve Sahih Müslim’de geçtiği üzere müşrikler “Muhammed Resûlullah” ibaresine itiraz edince metin “Muhammed b. Abdullah” şeklinde yazılmıştır. Burada değişen hakikat değil, yazılı ifadedir. Resûlullah Efendimiz risaletten değil, metnin lafzından geçici olarak tasarruf etmiştir. Bu da gösterir ki usûlen bazen asl sabit kalır, fer‘ daha büyük maslahat için esnetilebilir. Hudeybiye bunun en açık misallerindendir.
Buradan ikinci bir sual doğar:
Hakikat sabit kalırken lafızda tasarrufa gidilebildiğine göre, dinde asl ile fer‘i, taviz ile basireti, zayıflık ile siyaset-i şer‘iyyeyi birbirinden ayıran usûlî mizan tam olarak nedir?