Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı
Antlaşma metnini Hz. Ali yazdı Muhammed Resûlullah ifadesini özellikle yazdı, müşriklerin temsilci suheyl bin amr, o ibareye itiraz etti. Hz. Ali den silmesini istedi , bu isteği hz. Ali kabul etmedi, fakat Hz. Resulullah dav. , cümleyi kendisine göstermelerini istedi ve eliyle Resûlullah ibaresinin üstünü çizdi ve yerine Muhammed bin Abdullah) yazdırdı
fakat
Hz. Nebi sav., müşriklerin yalanlamasının kendi peygamberliğini değiştirmeyeceğini soyleyip Siz inanmayıp yalanlasanız bile ben Allah'ın elçisiyim demiş ve barış antlaşmasının imzalanmasını sağlayan bu tavizle diplomatik bir üstünlük elde etmiştir.
|
Evet, tam da bu sebeple Hudeybiye’de görünen geri çekiliş, hakikatte bir geri adım değil; basîretli bir ileri hamledir. Çünkü Hz. Nebî, risâletin insanların kabulüyle sabit olmadığını, inkârla da düşmeyeceğini biliyordu. Bu sebeple orada korunan şey bir unvanın yazıdaki şekli değil, risâletin kendisi ve onun açacağı daha büyük neticelerdi. Demek ki hakikatten taviz verilmez; fakat hakikati taşıyan lafız, daha büyük bir maslahat için tedbirle tanzim edilir. Hudeybiye’nin öğrettiği incelik de budur: asl sabit kalır, fer‘ ise fethe giden yol açılsın diye hikmetle düzenlenir. Katkınız için teşekkür ederim Üstadım.. Allah razı olsun..