Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı
Şeyh Sait İsyanı (13 şubat 1925)
*Diyarbakır bölgesinde Şeyh Sait öncülünde çıkmıştır.
*Musul sorununda kârlı çıkmak isteyen İngiltere'nin desteği isyanın çıkmasında etkili olmuştur.
*İsyanın çıkmasında rol oynayan diğer sebep doğuda bağımsız bir Kürt devleti kurma düşüncesidir.
*Cumhuriyete karşı çıkan ilk isyandır.
İsyana karşı alınan bazı tedbirler şunlardır:
*Bölgesel sıkıyönetim ve seferbeslik ilan edilmiştir.
*Ankara ve Diyarbakır'da İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.
*Terakkiperver Cumhuriyet Halk Fırkası isyanın çıkmasında etkili olduğu gerekçesiyle kapatılmıştır.
*4 mart 1925'te Takrir-i Sükun Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun declet otoritesinin artmasında, rejimin korunmasında etkili olmuştur.
*Mevcut rejimi ve inkılapları korumak adına hükümete; parti ve dernek kapatma; kişi hak ve özgürlüklerine kısıtlama koyma gibi haklar verilmiştir.
*İsyan, tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasında etkili olmuştur.
*İsyan sonrasında İngiltere ile 1926'da imzalanan Ankara antlaşması ile Türkiye, Musul'u kaybetmiştir.
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
"Diğer yandan ise isyanda bir İngiliz parmağı olduğu iddiaları, aslında
kanıtlanamamış olmakla beraber, isyanın Musul meselesinin çözülmeye çalışıldığı bir dönemde patlak vermesi ve Palulu Kör Sadi aracılığıyla yapılan İngiliz
desteği arama çabaları isyanın İngilizlerin desteği ile çıktığı görüşünü desteklemesi açısından bir kanıt niteliğinde olabilir. Kanaatimiz isyanın doğrudan bir
İngiliz desteği ve yardımı almamış olduğundan yana olmakla beraber isyandan
önce diğer isyanlarda olduğu gibi bir İngiliz kışkırtması olduğu yönündedir. "
ALINTI
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
"Hareketin ne İngilizlerin kışkırtması ne de ulusal Kürt Devleti kurmak
adına başlamadığını, sadece şeriatı tekrar getirmek ve yüceltmek adına
başlattığını söyleyen Şeyh Said, İstiklal Mahkemesi karşısında yaptığı
savunmada : “Kıyamımızın [direnişimizin] sebebi şeriat meselesi… Hükümet
şeriatın bir kısmını kaldırdı. Bunun iadesine sebep olursak sevaba nail
olurduk diyordum. İmam [devlet başkanı] şeriat ahkâmını icra etmezse, bu
isyanın cevazına [izin] delildir. Kıyamı kalbimde tasavvur ediyordum, fakat
muharebe [savaş] suretiyle değil, risale [broşür] yazıp şeriat-ı ahkâmı tasrih
ederek [açıkça belirterek] kanunları da şeriata mutabık [uygun] bir şekilde
talep etmek istedik, Meclis-i Mebusan’a [Türkiye Büyük Millet Meclisi]
NUTUK, HATIRATLAR VE KAYNAKLAR ... 115
göndermek istedik. Meclis’in büyük bir kısmı dindardır, isteklerimizi kabul
ederler, medreseleri açarlar dedik. Ben Lice’de esir Süvari Kaymakamı Cemil
Bey’e, Mürsel Paşa’ya [7.Kolordu Komutanı] hitaben bir mektup yazdırdım
ve ‘maksadımın şeriat olduğunu, el birliği ile bu dinin ihyasına çalışmamız
gerektiğini’ yazdım. Ne hariçten, ne dâhilden bizi teşvik eden yoktur. Hariçten
maksadım ecnebilerdir. Eğil tarafına, Ergani’ye gittim, Türkleri de davet
ettim. Gelin dinimize çalışalım, kanunu ilahiyi [Allah’ın kanununu] tatbik
ettirelim, diyordum. Ergani’den Şevki Efendi, Hamid Ağa, Hacı Hüsnü Efendi
vardı. Onlar Türk’tüler, iştirak ettiler… Kürt Teali Cemiyeti’nden haberim
yok. Nerededir, muhaberatını [iletişimini] temin eden kimlerdir, hiç haberim
yok… Bitlisli Yusuf Ziya’yı tanırım. İki sene evvel [1923] Hınıs’a, benim
köyüme misafir geldi. Orada: ‘Bir Kürdistan hükümeti teşkil etmek için ittifak
edelim...’ dedi. Bu muhaldir [hayalidir], olmaz dedim. Fikrim bunu kabul
edemiyordu. Sonra Erzurum’a gitti. Ben onun da umudunu kestim, kendi de
kani oldu. Erzurum’dan avdetinde [dönüşünde] bir daha görmedim. Benim
maksadım bu dine bir hizmet etmekti. Bu çeşit niyetim de yoktu. Allah u
Teâlâ’nın kaderi beni bu çeşide düşürdü. Muvaffak olamadık. Şimdi
anladığıma göre, muvaffak olsaydık, bu ahali ile bir şey olamazdı. Çünkü
ahaliden sıtkım sıyrıldı, şeriata razı olan ahali kalmamıştır.”demiştir "
ALINTI
Böyle söyleyenler de var. Karışık mevzu bence abla. Kesin olarak bildiğim bir konu değil.