Dağdan tek bir su iner.
Aynı su, aynı topraktan geçer;
fakat bir ağaca varınca elma olur,
bir başkasında nar olur,
başka bir yerde limon olur,
bir dikenin içinde ise acılık taşır.
Su birdir;
fakat çıktığı suretler farklıdır.
Tatların farklılığı sudan değil,
mazharların kabiliyetindendir.
İşte tecellî bahsi de böyledir.
Feyiz bir yerden gelir; fakat göründüğü yerlerin istidadına göre suret alır.
Hakikat birdir; ama mazharlar değiştikçe görünüşler çoğalır.
Cahil, elmanın tadını elmanın kendinden bilir.
ârif ise bilir ki, ne tat dalın malıdır, ne hayat yaprağın. Hepsi bir kaynaktan gelen feyzin, farklı mahallerde farklı görünüşlerinden ibarettir. Sebepler bu yüzden perdedir; tesir ise Hak’tandır.”
Nasıl ki meyve, suyun kaynağı değilse;
sebep de nimetin sahibi değildir.
Dal taşıyıcıdır, kök vasıtadır, toprak perdedir;
fakat hayat veren, büyüten ve olgunlaştıran onlardan ibaret değildir.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|