Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 27.03.26, 12:27
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3248
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Muhabbetin İmtihanı..

Muhabbet Sözde Değil, Nefsin Geri Çekilişindedir;


Peygamber sevgisi, dilin kolayca söylediği bir söz değildir.
Bu sevgi, insanın iç dünyasında yer açmadan hakikatini göstermez. Çünkü herkes “seviyorum” diyebilir; fakat herkes sevdiğinin terbiyesi altına giremez.

Bir kimse Resûlullah’ı sevdiğini söylüyorsa, önce şuna bakmalıdır:
Bu sevgi onun nefsinde neyi değiştirdi?
Öfkesini yumuşattı mı?
Kibrini kırdı mı?
İnsanlara karşı muamelesini inceltti mi?
Diline edep, kalbine merhamet, hâline vakar verdi mi?

Çünkü peygamber sevgisi, sadece bir muhabbet hâli değildir; bir intisab hâlidir. İnsan sevdiğine yalnızca hayran kalmaz; zamanla ona benzemeye başlar. Benzeyiş yoksa, orada muhabbetten çok hayranlık vardır. Teslimiyet yoksa, orada sevgiden çok iddia vardır.

Resûlullah’a muhabbet, yalnızca adını işitince duygulanmak değildir. Elbette gözyaşının da, methiyenin de kıymeti vardır. Lâkin bunların hepsi kapıdır; evin kendisi değildir. Evin kendisi, insanın nefsini onun sünnetinin önünde geri çekebilmesidir. Haklıyken taşmaması, güçlüyken ezmemesi, kırıldığında zulme sapmaması, öfkelendiğinde edebi terk etmemesi… İşte sevgi burada belli olur.

Bazı sevgiler vardır, insanı coşturur ama değiştirmez.
İşte ondan korkmak gerekir.
Çünkü insan bazen sevdiğini sanır; hâlbuki sevdiğini değil, sevdiğini söylemeyi sevmektedir.

Hakikî peygamber sevgisi ise insanı kendinden eksiltir.
Nefsini küçültür.
Benliğini törpüler.
Kendini haklı görse bile affı hatırlatır.
Kalbi sertleştiğinde merhameti çağırır.
İnsana, “Sen kendi nefsinin adamı mı olacaksın, yoksa Muhammedî edebin taşıyıcısı mı?” diye sorar.

Bunun için peygamber sevgisi bir heyecan meselesi değil, bir hâl meselesidir. Hatta daha derinde bir nisbet meselesidir. İnsan ne kadar konuşursa konuşsun, eğer o sevgi onun ahlâkında görünmüyorsa henüz kalbine tam inmemiştir. Çünkü Resûlullah’ı gerçekten seven kimse, insanlara yük olmaktan haya eder. Kalp kırmaktan sakınır. Emanette titrer. Affetmenin büyüklüğünü anlar. Ve bilir ki, Peygamber sevgisi insana en çok, kimsenin görmediği yerde edep öğretir.

Bazen insanın Resûlullah’a yakınlığı, çok konuşmasında değil;
bir gönlü kırmamak için sustuğu yerde belli olur.
Bazen sevgisi, gözyaşında değil;
öfkesini içine gömdüğü yerde görünür.
Bazen de methiyede değil;
kimseye eziyet vermeden yaşadığı hayatta okunur.

Bu sebeple peygamber sevgisi, mecliste söylenen en güzel sözden önce, kalpte kurulan en ağır mahkemedir.
Orada insan kendi nefsini yargılar.
Kendi hoyratlığını görür.
Kendi kabalığından utanır.
Ve anlar ki Resûlullah’ı sevmek, onu sadece anmak değil; onun önünde kendi nefsinin sesini kısmaktır.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148