İnsanın gözü, kulağı ve burnu kalbe açılan kapılar gibidir. Ağız ise kalbin tercümanıdır. Kalbe ne yüklenirse, dil de onu söyler. İnsan içini neyle doldurursa, dışa vuran da o olur.
Bir gün bir adam eşine, Gece ben uyurken beni aniden uyandır ve kalbime orta derecede vur fazlada abartma demiş. Kadın gece bunu yapar. Adam birden uyanır. Kendine geldikten sonra eşine sorduğu ilk soru Ben uyanır uyanmaz ne dedim? Kadın cevap verir: “Allah dedin.”
Bunun üzerine adam şöyle der: “Demek ki bomba patlasa bile son sözüm bu olacak. Ne mutlu bana.” Çünkü bu kişi hayatını zikirle, namazla, Kur’an’la ve ezanla geçirmiştir; kalbi Allah ile doludur.
Diğer tarafta ise kalbini sürekli farklı şeylerle dolduran bir insan vardır. Sürekli “hav hav hav” gibi anlamsız sözler içeren şarkılar dinleyen, içinde küfür olan sözlerle meşgul olan birini düşün. Böyle bir insan gece aniden uyandırılsa veya beklenmedik bir anda sarsılsa, ağzından çıkacak sözün ne olacağı az çok bellidir; büyük ihtimalle alıştığı o sözler, hatta küfürler dökülecektir.
Eşine söverse şaşırmam yani..
Sonuç olarak kalp neyle dolarsa, dil onu söyler. Bu yüzden insan ne dinlediğine, ne izlediğine ve neyle meşgul olduğuna dikkat etmelidir.
__________________
Hasbiyallâhu ve ni‘mel vekîl.
|