Alıntı:
Horasan Nickli Üyeden Alıntı
Öncelikle hepinize güzel detaylı cevaplarınız için teşekkür ederim ben hayat amacını ibadet ve dini işlerde Allah'ın rızasını gözetmek olduğunu gündelik hayatımda anladım ve uygulamatayım fakat sanırım sorun manevi dünyadan maddi dünyaya geçince çok büyük bir anlam kayması ve arayışına girdim yani evet ibadet yapıyoruz Allah'a inanıyoruz kıyamet gününe iman ediyorz ama aynı gün gidiyorum ders çalışıyorum para kazanmak için işler koşturuyorum vs. gibi düyevi işlere gerince orada tam dini bir anlam derin bir mana ile eşleştiremiyorum sanırım bir nefsim var her insanda olduğu için diyorum ki para kazanmalıyım mesela hırslanıyorum acayip çalışıyorum gece gündüz veya başka gündelik işler oluyor onların peşinden koşuyoruz sonra diyorum ki yani ölümlü dünyada bunu yapmalı mıyım ki neden yani
|
Bir insan uzun bir yolculuğa çıkmış olsa, bu yolculukta kendisine yetecek kadar azık, elbise ve para alır. Akıllı yolcu, menzile varmak için lazım olanı toplar; fakat bütün ömrünü yol kenarındaki pazarlarda daha fazlasını biriktirmekle geçirmez. Çünkü bilir ki asıl maksat pazarda oyalanmak değil, selametle varacağı yere varmaktır.
Dünya hayatı da böyledir. Çalışmak, helalinden kazanmak, maişeti temin etmek yolcunun azık toplaması gibidir. Fakat insan bazen bunun ölçüsünü kaçırır; bir işle yetinmeyip gece gündüz ikinci, üçüncü işin peşine düşer, hırsla kendini yorar. O zaman da bedeni tükenir, kalbi daralır, ibadeti gevşer. Halbuki rızık Allah’ın takdirindedir. Kul sebeplere sarılır, çalışır; ama neticeyi hırsla kendi omzuna yüklemez.
Hatta insan ömrü boyunca asgari ücretle yaşasa, “Ben hiç zengin olamadım” diye üzülse bile, Allah’ın ona takdir ettiği rızık yine bir vesileyle gelir. Bazen ömrünün sonunda beklemediği bir miras kalır, yine nasibine düşen eline ulaşır.
Burda dikkat edeceğin şey helal/haram dengesi ve işini hakkıyla iyi yapmaya çalışmak.