Demek ki istemese de bana dönsün diyorsun kardeşim.
O zaman adına sevgi deme; bu düpedüz zorlamadır, bencilliktir, irade tanımamaktır.
Sen şu an aşk acısı çektiğini sanıyorsun ama işin rengi çoktan değişmiş. Sevgi çizgisini geçmiş, saplantı noktasına gelmişsin. Bir insan açık açık istemediğini söylüyorsa, senin görevin onun iradesine savaş açmak değil, geri çekilmeyi bilmektir.
Nasıl olursa olsun dönsün sözü masum bir cümle değil; insanı hem vicdanen hem ruhen çürüten bir söz.
Yaptığın ve yapmayı düşündüğün şeyler, yangın çıkan bir evden kurtulmak isterken kendini pencereden aşağı atmaya benziyor.
İnsan o an kurtuluş sandığı şeye koşar ama aslında kendini daha büyük bir felaketin içine bırakır. Sen de insanın kalbini yakan ayrılık yangınından kaçmaya çalışırken daha karanlık, daha ağır, daha kirli bir çıkmazın içine sokacak cehennem yangınına yürüyorsun.
Üstelik bunu büyü yapmaya bile müsait bir tavırla yazmışsın, niyetin bence temiz değil. Ne yapılması gerekiyorsa göze aldımmıs.. hayret.. Yanlışı kutsal kelimelerle süslemek, onu doğru yapmaz. Birinin kalbini rızası dışında kendine çevirmeye çalışmak sevgi değil, hükmetme arzusudur.
Unutmaki hüküm alemlerin Rabbi olan Allahindir.
Senin değil
Dua edersin, verirse hamd vermezse hamd edersin.
Şunu da açık konuşayım, Cin bile çağırırım, bedeli neyse veririm demek, acı çeken bir insan sözü olmaktan çıkmış; gözünü karartmış, doğruyla yanlışı ayıramayan bir ruh haline dönüşmüş. Bu yolun sonu hayır değil.
İnsan sevdiğini bulmak için önce kendi insanlığını kaybediyorsa, ortada kazanılacak bir şey kalmamış demektir.
Senin dönmen gereken kişi o kız değil, dönmen gereken şey bu yanlış niyet ve bu karanlık ısrardır.
Kısacası kardeşim, sen aşkın peşinden gitmiyorsun; nefsinin ve takıntının peşinden gidiyorsun. Ve bunu ne kadar erken fark edersen o kadar az zarar görürsün.
Allah sana ahiretini yakmayacak hayırlı bir eş nasıl etsin
__________________
Hasbiyallâhu ve ni‘mel vekîl.
|