Tekil Mesaj gösterimi
  #16  
Alt 03.04.26, 14:46
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3253
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
yardmisteyenkul Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
hocalarım sizde bilirsinizki bu sözü kader gayrete aşıktır ben vefki sizin dediğiniz şekilde bozarım ama yani çaba gayret harcayamazmıyım yani elimden hiçbişey gelmezmi hocalarım celb ile gelsede geri mi gidecek yani hocalarım benim şuan tek istediğim elimden bişey geliyorsa yapmak istiyorum sevgimin emeğimin karşılığı bu değildi bence siz yinede en iyisini bilirsiniz sizi dinleyeceğim @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Ayet, zikir, esma, teheccüd, sadaka bunların hepsi kendi yerinde nurdur. Fakat sen onları, “kalbine benden başkası girmesin”, “bana dönsün”, “bana bağlansın”, “benden başkasını görmesin” gibi bir tasarruf niyetinin içine koyunca, o nuranî şeyleri kendi doğal yerinden çıkarıp bir iradeye müdahale aracı hâline getirmiş oluyorsun. Sorun, dilindeki zikrin temiz olmaması değil; zikrin yöneldiği maksadın kul iradesine dönük hâle gelmesidir.

Daha açık söyleyeyim:
Nur yolu ile tasarruf yolu aynı şey değildir.
Nur yolunda kul şöyle der:
“Ya Rabbi, hayırlıysa kalplerimizi birleştir; değilse beni ondan kurtar.”
Tasarrufa kayan yol ise farkında olmadan şuna döner:
“Ben onun kalbine tesir edeyim, benden başkasına kapanmış olsun, bana meyletsin.”
İşte çizgi burada bozulur. Çünkü ilkinde kul, Allah’ın hükmünü bekler; ikincisinde ise kul, sonucu kendi lehine zorlamaya başlar. Sen kendini “sadece dua ettim” diye tarif ediyorsun; ama içine mühür, özel saat, vefk, bağlama kastı, kalbe yön verme, cin adı ve tesir niyeti girdiği anda bu artık sade dua çizgisinde kalmıyor.

Bunu en kestirme şu cümleyle anlayabilirsin:
Bir şeyin içinde ayet ve zikir bulunması, o ameli otomatik olarak nuranî yapmaz; usul bozulmuşsa, nur bile yanlış yerde kullanılmış olur.
Çünkü mesele sadece “ne okudun?” değildir; “o okuduğunu ne için, hangi hudut içinde kullandın?” meselesidir.

Bu yüzden sana “şeytani işlere bulaştın” derken kastedilen, illa senin bilinçli olarak karanlığı seçmen değil. Kastedilen şu: Sen kapıyı nur sanarak çaldın ama elin, farkında olmadan tasarruf kapısının tokmağına gitti. İşin tehlikesi de tam burada. İnsan bazen şerri, şer olduğu için değil; hayır sandığı için yaklaşır. Ve en ciddi yanılgılar da çoğu zaman böyle başlar.

O yüzden kardeşim, senin niyetine değil, tuttuğun usule itiraz ediliyor. Niyetin özlem olabilir, muradın nikâh olabilir; fakat usulün, bir kulun kalbini Allah’a bırakmak değil, onu kendi isteğine doğru çevirmeye çalışmak olmuş. İşte bu yüzden “nurla yaptım” demen, işin hakikatini değiştirmiyor. Tam aksine, bu farkı görmen senin için en büyük uyanış olur.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148