Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı
Evet üstadım harflerin sırları “öğrenilen” bir ilimden ziyade, kulda “açılan” bir ilimdir. Çünkü harf, kendi başına maksat değil; mânânın sûreti, ilâhî hitabın zâhirdeki elbisesidir. Bu yüzden harflerin sırrına nüfuz, sadece remiz çözmekle değil; nefsi kırmak, kalbi tasfiye etmek, edebi muhafaza etmek ve şeriatın mizânından ayrılmamakla olur. Aksi hâlde kişi harfin şekline takılır, hakikatin kendisine varamaz.
İbn Arabî Hazretleri’ni büyük yapan da yalnızca harflerin esrarına temas etmesi değildir; harften mânâya, mânâdan isme, isimden müsemmâya geçebilen bir kalb sahibi olmasıdır.
|
işte o sırra erenler,
ya şeyhül ekber gibi idam edilir
ya hallacı gibi önce kolları bacakları sonra kafası kesilir
ya da seyyid nesimi gibi derisi yüzülür
yada en masum haliyle şeyh ahmed Yesevi gibi 63 yaşından sonra bana yaşamak zül gelir diyerek yerin 4 metre aldında bir hücrede ömrünü tamamlar