Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı
***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..
işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..
|
Çünkü üstadım Ehl-i sünnet ve sahih tasavvuf yolunda hâl, mizanın üstüne çıkarılamaz. Hâl gelir geçer; fakat hüküm Kitab ve Sünnetle verilir. İbnü’l Arabî de bunu aynı şekilde nakleder. Yani sekr, vecd, cezbe, aşk, istiğrak… bunların hiçbiri, şeriatın zahirine aykırı sözü kendiliğinden makbul kılmaz.
İbnü’l Arabî, bir hâlin sahih olup olmadığını tartarken, onun sebebine bakılacağını söyler. Eğer o hâl Allah’ın kitabındaki bir ayetten doğmuşsa sağlam bir temele dayanır; ama şiir, nağme, ritim ve heva kaynaklıysa nefis ve şeytan payı karışabilir der. Yani “ben bir hâl yaşadım” demek tek başına hüccet değildir. Demek ki aşk sarhoşluğu diye bir kapı açılsa bile, o kapının önünde yine Kur’an ve Sünnet terazisi durmaktadır.
Aşk sarhoşluğu varsa bile, o şeriatsız bir serbestlik değil; şeriat terazisinde tartılacak bir hâldir.
Temkin, sekrden üstündür.
Sahv, taşkınlıktan üstündür.
Edep, hayreti bile terbiye eder.