Alıntı:
Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı
Uzun yazmışsın
Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:
اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ
Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”
İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”
Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).
Evet 6 cihet tarafi o an aklımda tam olmadigi içinde ve yanlış bir hareketti.
Dağınık yazmamın sebebi sadece 1 kişi ile konuşmuyor olmam. Ben burada sadece o adama yazmadım her türlü kaynağı direkt oturaklı yazamam elbette değil mi. Adam bana mezhep imamları ile ilgili şeyler attı bende sadece o yönden attım hepsi bu. Buradan hüküm çıkartan yani kendince hüküm vermen doğru değil
Ben siirle ilgili bir şey demedim öyle bir şiir var diye ona sen bağladın ve bunu ben o niyetle yazmışım gibi yazmışsın bunun nesi usule uyuyor bana anlatırmısın?
Aşk sarhoşlugu mevzusu ise belki haklı olabilirsin ama tasavvufta bu tür durumlarin olduğu açıktır. İradenin elden gittiği çok durum vardır. Bende bir con yorumda Şeriatın Zahiri ele alınır dedim bunu neden görmedin?
Başta veridgim ağırlığı hâla savunuyorum. Tasavvufta büyük zatlardan zahir olmuş çok söz vardır ve bu yazilanlarda onlardandir. Kimseye bu sözleri kabul edin diye yazmadım zaten.
Sahabe-i Kiram dadnda ben bazı şeyler biliyorum onları size söylersem beni kâfir oldum zannedersiniz diyenler de vardı.
İrade elden gittiyse söylediği soz onu sorumlu yapar mı?
Bir tarafta iradesi elden giden birileri var diğer tarafta ise bazı şeyleri İ'TİKAD ednmis biri var bunları kıyaslamak ne kadar doğru?
Burada yazıldığın şeyi ilmi değeri nedir? Bila keyf başa geitirlerek Allah'ın eli kolu veya orda oturuşunu savunan adamlar var. Benim yazidigim şey çocukça değil aksine gerçek. Adam hem münezzeh diyor hemde arşta diyor hem mekanda degik diyor hemde mekan belietiyor konunun istiva ile alakai yok zaten istivayı inkar eden yok. İstivayı arşı mekan kılmak diye anlayanlara cevap var. Yani öyle alakasız ki bu yazdığın neresinden tutayım anlamadım. Bila keyf başa geitirlerek her türlü saçmalığı getiren adamlar var. Keyfini bilmiyoruz ama arştadir diyor adamlar neyi anlatiyrosun?
Ben adamların sözünü kendimce oturma diye alıyorlar demedim ki mücessime kesim oturma mekan kılmak diye alıyor benim yazdığım buna goreydi. Nedense beni işine geldiği gibi anlamışsin burada.
Allah Celle Celaluhu Arşa istiva etti ama bu mekan kilmak değildir. Hakimiyeti altına almaktır. Adam kalkıp arştadir biz keyfiyetini bilmiyoruz diyor benim cevabım bu inanışa. Sen kendi kafanda benim profili kendince koymuşsun ve kendi kendine yazmışsın. Bu madde için yazdıkların ile benimkiler in alakası yok
Şuan bu listede olup adamları doğru zannedenler var çünkü onlar her itikadı görüşünden haberdar değiller senin dedgij usulle yazarsam adamlar yine bidat ehlinin görüşlerini bikmyecek. Yani kendince haklısın ama ben en uygun durumu düşünmek zorundayım.
Benim neyim tahlile muhtaç? Ben burada birden fazla adamla yazısıyirum bunlara cevap mı yazacağım yoksa detaya mı gireceğim? Her yorumda kısa değil ki kısa cevap vereyim. Benimde işim gücüm var
Yani beni çoğu yerde kendi kafanda kurduğun profile göre yorumlamışsın hele bu istiiva diye yazdığın yer buna çok büyü örnek.
|
Değerli kardeşim, önce dönüp kendi yazdığın bütün cümleleri baştan sona bir daha oku; sonra benim sana yazdıklarımı yeniden oku. Ondan sonra bak bakalım ben kafamdan bir profil mi kurmuşum, yoksa
senin kendi lafzın mı o profili satır satır çizmiş. Çünkü insan bazen kendini değil, cümlelerini ele verir. Sen ‘birden fazla kişiyle konuşuyordum, bu yüzden dağınık oldu’ diyorsun. Biz ise deriz ki: Ehl-i sünnet usûlü bir kişiyle konuşurken de bozulmaz, on kişiyle konuşurken de bozulmaz, kırk kişiyle konuşurken de bozulmaz. Muhatap çoğaldı diye isnad gevşemez, lafız karışmaz, ağır hüküm hafiflemez. Hele itikad, tebdi‘, tahzir ve isim vererek ümmeti uyarma iddiasında bulunan biri için bu mazeret hiç geçmez. Çünkü hüküm ağırlaştıkça söz daha tartılmış olur; daha dağınık değil.
Şimdi sana usûlün kalbinden tek bir sual soruyorum:
Ehl-i sünnet yolunda, çok kişiyle konuşuyor olmak sebebiyle itikad bahislerinde eksik nakil, yanlış nispet, bağlamsız tahzir ve ‘avamı koruma’ gerekçesiyle hükmü tahkikin önüne alma hangi kaide ile caiz olur? Eğer ‘caiz olur’ diyorsan, bizzat kendi elinle, insanlara isim vererek yaptığın bütün tahzirlerin zan, ihtimal ve acele hüküm üzerine kurulabileceğini kabul etmiş olursun; yani kendi listenin altını kendin boşaltırsın. Eğer ‘caiz olmaz’ diyorsan, o zaman ‘dağınık yazdım, çok kişi vardı’ savunman düşer ve kendi usûlünün kusurlu olduğunu ikrar etmiş olursun. Peki hangisini seçiyorsun?
Usûl mü, mazeret mi?