Alıntı:
cLibeRt Nickli Üyeden Alıntı
Bir misal vermek gerekirse aynı ezanı iki müezzin okuyabilir Biri makamı güzel tuttuğu için kulağa hoş gelir ama diğeri kalbiyle okuduğu için insanın içine işler.
Biri sesi duyurur diğeri ise manayı hissettirir
Çünkü dinleyen kişi sadece sesi işitmez okuyan kişinin halini de alır Yani kalpten çıkan bir ses karşıdaki kalpte de bir kapı çalar
Aslında burada okuyanla dinleyen arasında görünmeyen bir bağ vardır Nasıl ki yanan bir ateş başka bir mumu tutuşturursa gönülden çıkan bir ses de dinleyenin gönlünü harekete geçirir Eğer okuyanın kalbinde yanış varsa o yanış dinleyene de geçer Ama söz sadece dilde kalırsa kulağa gelir ve geçer gider
Bir soru, Allah Hz Musa peygamberimizin sesine, konuşmasına mi baktı kalbine mi  veya ona uyanlar..
|
Allah Hz. Mûsâ’nın sesine değil, kalbine baktı; sesi ise o kalbin dışarıdaki tercümanı oldu.
Kalp doğru olunca ses nur taşır. Kalp boş olunca ses sadece yankı olur.
Bunu bir misalle noktalayalım:
Aynı yağmur iki yere düşer; biri taş olduğu için sadece ses çıkarır, diğeri toprak olduğu için çiçek çıkarır. Yağmur aynıdır, fark düşen yerde değil, karşılayan mahâldedir. İlâhî hitap da böyledir: kulağa gelen sesten ibaret değildir; hangi kalbe düştüyse hükmünü orada gösterir.
Hz. Mûsâ’nın sırrı, sesinin duyulmasında değil; kalbinin vahye toprak oluşunda gizlidir.