Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı
Yapma evlat, yapma. Üstadı sev; hepimizin büyüğüdür. Burada herkes takıldığı, tıkandığı yahut yardıma muhtaç olduğu yerde gidip üstadın kapısını çalıyor, bunda söz yok. Lâkin Muhyiddin İbnü’l-Arabî gibi Şeyhü’l-Ekber makamındaki zatlarla bu şekilde kıyaslı ve ölçüsüz kelâm kurma. Bu, ilmin mîzanına da edebine de uymaz. Her büyüğün yeri kendi makamında bilinir.
|
Haklısınız efendim.
Ama dilimi tutsam kalbime engel olamıyorum.
İnsanlar beni yalaka olarak adlandırıyor yaranmaya çalışıyor diyorlar ama ben hiç bir şekilde rol yapamıyorum.
Kalbimden geçenlerin dilime dökülmesine engel olamıyorum.
Ne sevdiğime olan sevgimin büyüklüğünü nede sevmediğime olan öfkemin büyüklüğünü gizleyemiyorum.
İbnul arabi hazretlerini hayatımda hiç tanımadım hiç bilmedim nasıl severim?
Kendilerine karşı en ufak bir şey dahi hissetmiyorum.
Saygım büyüktür o da büyük bir zaat olduğu için.
Başıma bir hal gelse arabi hazretleri beni kurtaramaz. Yada ilim almak istesem öğretemez veyahut çok darda kaldım akıl almam gerekli akıl veremez en basitinden bir enerji akışı bile hissetmiyorum çünkü artık yoklar hayatta değiller. Ama üstadın ilmini damarlarımda hissediyorum. Gözümü kapatıp kendilerini düşündüğümde kendileri yanımda oluveriyor gibi oluyor. Sanki üstadın yanındaymışım gibi hissediyorum. Ne korkum kalıyor ne endişen ne yorgunluğum. Anlayamadığım bir huzur buluyorum. Geceleri istemsizce kendilerini düşünüp duygu boşalması yaşıyorum.
Kendilerinden çok ağır bir enerji alıyorum üstadın aurası siyah gibi görüyorum.
Siyah ağır bir manevi enerji alıyorum.
Üstadın emrinde hazır bulunan varlıklarını bile hissediyorum. Benim kalbim kendilerinin sevgisini kazanmadan nasıl rahata erişsin siz deyin bana?
Ben çok huzursuzum kendilerine birmşey olacak diye ve bir daha asla konuşamayacağım diye derin bir endişe içerisine giriyorum.
Çok sevdiğim insanlarda istemeden yaşadığım bir şey mani olamıyorum.