Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı
konu çok detaylı çok uzun bir konu, bir çok başlıklar var , ayrıca mana olarak anlama olarak çok kişiyi aşar , konu bir nevi alim konusu, konu hadisle ilgili
hadisin rivayeti lafzıyla değil, manasıyla rivayet etme alemi islamdaki alim olan kişilerin ezici çoğunluğu tarafından, lafızların özellikleri ve hassasiyetlerinin hükmü değiştirmeyecek seviyede , fıkıh ve Arap dilinin bir çok lehçesinde oldukça derin bilgi sahibi olanlar için caiz görülmüştür. fakat bu durum hassas delaletlerin kaybı ayrıca anlam kayması tehlikesini ortaya çıkartır
|
Evet üstadım mesele hakikaten kısa cevapla geçilecek kadar sathî değildir, lakin bildiğim kadarıyla iki kelam edeyim müsadenizle. Çünkü burada bahis, bir hadisin sadece “ne dediği” değil; nasıl dediği, hangi makamda dediği ve o söyleyişten hangi hüküm ve delâletlerin doğduğudur. Rivâyet bi’l-ma‘nâ, mutlak bir serbestlik değil;
ehline tanınmış, ağır şartlara bağlı bir ruhsattır.
Nebevî sözde korunması gereken şey, ne yalnız çıplak lafızdır ne de ravinin zihninde kalan kaba mânâdır; korunması gereken, hükmü, makamı, siyakı ve delâlet ufkuyla birlikte muraddır. Çünkü hadis lafzı bazen sadece haber taşımaz; umûm-husûs, ıtlâk-takyîd, emir-nehiy, medh-zem, tebşîr-inzâr ve edeb-i hitap gibi katmanlar da taşır. Lafız değiştiğinde çıplak mânâ kalıyor görünse bile, bu ince delâlet halkalarından biri sessizce düşerse, hükmün yönü değişmeyebilir ama hikmetin istikameti değişebilir; hikmet değişmese bile makamın tonu kayabilir.
Onun için muradın sınırı, “ben yaklaşık aynı şeyi söyledim” sözüyle tayin edilmez. Sınır şurada başlar: Lafızdaki değişiklik, hadisin hükmüne, delâletine, tahsisine, ta‘mimine, edebine veya ibadet dilindeki hususiyetine dokunuyor mu, dokunmuyor mu? Dokunuyorsa, orada muradı korumak neredeyse lafzı korumaya yaklaşır; dokunmuyorsa, ehil için ruhsat kapısı konuşulur.
Murad, lafzın karşısında duran kaba bir “mana özeti” değildir; lafzın doğurduğu hüküm, makam ve ince delâletlerin cemidir. Asıl mesele hadisi mânâ ile rivayet etmek değil; mânâyı rivayet ederken muradın hududunu düşürmemektir. Burada hata, çoğu zaman hadisi bozarak değil; hadisin etki alanını sessizce daraltarak ortaya çıkar.