Tekil Mesaj gösterimi
  #3  
Alt 04.05.26, 23:16
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3262
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
konu çok detaylı çok uzun bir konu, bir çok başlıklar var , ayrıca mana olarak anlama olarak çok kişiyi aşar , konu bir nevi alim konusu, konu hadisle ilgili

hadisin rivayeti lafzıyla değil, manasıyla rivayet etme alemi islamdaki alim olan kişilerin ezici çoğunluğu tarafından, lafızların özellikleri ve hassasiyetlerinin hükmü değiştirmeyecek seviyede , fıkıh ve Arap dilinin bir çok lehçesinde oldukça derin bilgi sahibi olanlar için caiz görülmüştür. fakat bu durum hassas delaletlerin kaybı ayrıca anlam kayması tehlikesini ortaya çıkartır
Evet üstadım mesele hakikaten kısa cevapla geçilecek kadar sathî değildir, lakin bildiğim kadarıyla iki kelam edeyim müsadenizle. Çünkü burada bahis, bir hadisin sadece “ne dediği” değil; nasıl dediği, hangi makamda dediği ve o söyleyişten hangi hüküm ve delâletlerin doğduğudur. Rivâyet bi’l-ma‘nâ, mutlak bir serbestlik değil; ehline tanınmış, ağır şartlara bağlı bir ruhsattır.

Nebevî sözde korunması gereken şey, ne yalnız çıplak lafızdır ne de ravinin zihninde kalan kaba mânâdır; korunması gereken, hükmü, makamı, siyakı ve delâlet ufkuyla birlikte muraddır. Çünkü hadis lafzı bazen sadece haber taşımaz; umûm-husûs, ıtlâk-takyîd, emir-nehiy, medh-zem, tebşîr-inzâr ve edeb-i hitap gibi katmanlar da taşır. Lafız değiştiğinde çıplak mânâ kalıyor görünse bile, bu ince delâlet halkalarından biri sessizce düşerse, hükmün yönü değişmeyebilir ama hikmetin istikameti değişebilir; hikmet değişmese bile makamın tonu kayabilir.

Onun için muradın sınırı, “ben yaklaşık aynı şeyi söyledim” sözüyle tayin edilmez. Sınır şurada başlar: Lafızdaki değişiklik, hadisin hükmüne, delâletine, tahsisine, ta‘mimine, edebine veya ibadet dilindeki hususiyetine dokunuyor mu, dokunmuyor mu? Dokunuyorsa, orada muradı korumak neredeyse lafzı korumaya yaklaşır; dokunmuyorsa, ehil için ruhsat kapısı konuşulur.

Murad, lafzın karşısında duran kaba bir “mana özeti” değildir; lafzın doğurduğu hüküm, makam ve ince delâletlerin cemidir. Asıl mesele hadisi mânâ ile rivayet etmek değil; mânâyı rivayet ederken muradın hududunu düşürmemektir. Burada hata, çoğu zaman hadisi bozarak değil; hadisin etki alanını sessizce daraltarak ortaya çıkar.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148